Bir insanı gerçekten ne kadar tanıyabiliriz?
Kürk Mantolu Madonna’yı yalnızca kaybedilmiş bir aşkın hikâyesi olarak değil; dışarıdan görünen hayat ile insanın kimseye göstermediği iç hayat arasındaki mesafe üzerinden okumak istiyoruz.
Raif Efendi’nin çevresindeki insanlar tarafından algılanış biçimi ile kara kaplı defter aracılığıyla açılan geçmişi arasındaki fark, romanın en güçlü meselelerinden birini oluşturuyor: Bir insan hakkında gördüklerimize bakarak ne kadar hızlı hüküm veriyoruz?
Maria Puder’le kurulan ilişki ise aşkın yanında görülme, tanınma, benlik ve kadın–erkek rollerine ilişkin başka soruların da önünü açıyor.
