Gerçeklik
Gerçeklik, edebiyatta yalnızca yaşanan dünyanın kendisi değildir; hafızanın, algının, rüyanın ve anlatının onu nasıl dönüştürdüğü de önemlidir. Bu tema altında neyin gerçek, neyin zihnin kurduğu bir dünya olduğunun belirsizleştiği metinleri izliyoruz.
Gerçeklik edebiyatta çoğu zaman sandığımız kadar sabit değildir. Bir karakterin hatırladığı şey, gördüğü şeyle; gördüğü şey de korkuları, arzuları ve zihninin kurduğu imgelerle karışabilir. Bu yüzden bazı metinlerde asıl soru “ne oldu?” değil, “olanı kim ve nasıl algılıyor?” sorusudur.
Bu tema altında rüya ile uyanıklığın, hafıza ile yaşantının, dış dünya ile iç dünyanın birbirine geçtiği metinleri bir araya getiriyoruz. Gerçeklik bozulduğunda yalnız olayların değil, benliğin de nasıl değiştiğinin izini sürüyoruz.


