Berlin-Aleksander Meydanı
Berlin-Aleksander Meydanı’nı Döblin, Weimar Berlin’i, metropol ritmi, suç, yeniden başlama ve modern anlatı tekniği üzerinden açan Edebi Zihin dosyası.
Bir kitabın bittiği yerde başlayan düşünceler.Everest Yayınları · Türkçe baskı kapağı · Kaynak: Kitapyurdu · Hak sahipliği yayınevi/tasarımcıya aittir ↗Berlin-Aleksander Meydanı dosyası Franz Biberkopf’un hikâyesini tek başına bir suç ve düşüş anlatısı olarak değil, modern kentin insanı sürekli yeniden biçimlendiren baskısıyla birlikte okuyor. Tramvaylar, reklamlar, manşetler, konuşmalar ve kalabalık sesleri romanın içine girdikçe Berlin, anlatının dışındaki bir mekân olmaktan çıkıyor.
Alfred Döblin portresi, roman ve Berlin coğrafyası; modernleşme, yabancılaşma, kimlik ve iktidar temalarıyla birbirine bağlanıyor. Dosya, Edebi Zihin’in şehir romanı cluster’ında Prag ve Petersburg’dan farklı bir metropol biçiminin nasıl kurulduğunu görünür kılıyor.

Alfred Döblin
Hekim ve romancı Alfred Döblin, Berlin Alexanderplatz’ta montaj, sokak sesi, reklam ve gazete parçalarını romana taşıyarak modern Berlin’in hızını ve toplumsal basıncını biçimin içine yerleştiren öncü yazarlardandır.
Edebiyatçı portresine git →Bu dosyanın ana izleri
Modernleşme
Modernleşme, edebiyatta yalnız yeni kurumlar ya da yeni şehirler değildir; değişen hayat biçimlerinin insanın kendisini, ailesini, sınıfını ve geçmişini nasıl yeniden tanımladığı sorusudur.
02Yabancılaşma
Yabancılaşma, insanın yalnız çevresine değil; yaptığı işe, yaşadığı hayata ve bazen kendi benliğine bile uzak düşmesidir. Edebiyatta modern insanın en güçlü çatışmalarından biri olan bu duygunun farklı eserlerde aldığı biçimlerin izini sürüyoruz.
03Kimlik
Kimlik, yalnız “ben kimim?” sorusunun cevabı değildir. İnsan kendisini nasıl görür, başkaları onu nasıl tanımlar ve toplum ondan kim olmasını bekler? Edebizihin’de kimlik temasını bu çatışmaların içinden okuyoruz.
04İktidar
İktidar, edebiyatta yalnızca devlet ya da otorite değildir; kimin gerçeği tanımladığı, kimin konuşabildiği, kimin korktuğu ve insanın kendi iç dünyasına kadar hangi güçlerin sızabildiği sorusudur.
