Batılılaşma Hastalığı’nın en şaşırtıcı taraflarından biri, makineyi şeytanlaştırmamasıdır. Al-i Ahmed’in itirazı teknolojinin İran’a gelmesi değil; makinenin bilgisi, üretimi ve yönü başka yerde kalırken toplumun yalnız onun müşterisine dönüşmesidir.
Bu ayrım kitabı basit bir gelenekçilikten çıkarır. Modern araçlar sokakta, evde ve fabrikada görünür olabilir; fakat onları tasarlayan, geliştiren, onaran ve yeniden üreten bilgi zinciri dışarıdaysa modern görünmek ile teknolojik olarak özne olmak aynı şey değildir.
Makine Al-i Ahmed için yalnız metalden bir nesne değildir. Bir toplumun bilgiyle nasıl ilişki kurduğunu ölçen testtir.
Bir makine satın almak neden yetmiyor?
Teknolojik nesne, uzun bir bilgi ve kurum zincirinin son halkasıdır: eğitim, mühendislik, araştırma, sermaye, bakım kültürü, standartlar ve deneyim. Yalnız son ürünü ithal etmek, bu zincirin büyük bölümünü dışarıda bırakabilir.
Al-i Ahmed’in tüketici toplum kaygısı burada somutlaşır. İthal edilen nesne hayatı hızla dönüştürür; onu üreten kapasiteyi ise otomatik olarak yerelleştirmez. Görünürde modernleşme vardır, ama karar ve bilgi merkezi hâlâ başkasındadır.
Bir teknoloji bozulduğunda, geliştirilmesi gerektiğinde ya da yerel bir ihtiyaca uyarlanmak istendiğinde toplum yeniden dışarıya dönmek zorundaysa, sahip olunan şey güçten çok erişimdir.
Al-i Ahmed gerçekten makineye karşı mı?
Hayır; metnin en kritik noktası budur. Al-i Ahmed bağımlılıktan çıkmanın yollarından birini makinenin yapısını öğrenmekte ve üretim bilgisini edinmekte görür. Sorun teknolojinin varlığı değil, teknolojik bilgi karşısında edilgen kalmaktır.
Gharbzadegi’nin çekirdeğinde teknolojik ve bilimsel bir açık vardır: toplum ne Batı modernliğinin üretim kapasitesine bütünüyle sahip olmuştur ne de kendi tarihsel dünyasını koruyabilmiştir.
Çözüm kapıları kapatmak değil, bilgiyle ilişkinin yönünü değiştirmektir: kullanıcı olmaktan üreticiye, tüketiciden dönüştürücüye geçmek.
Bağımlılıktan kurtulmak için neden yine modern bilgiye ihtiyaç var?
Buradaki verimli paradoks şudur: modern teknolojinin yarattığı hiyerarşiden çıkmak için yine modern teknolojinin bilgisini öğrenmek gerekir. Eleştirilen dünyanın araçlarından bütünüyle kaçmak mümkün değildir.
Bu durum “özgünlük” fikrini de zorlaştırır. Gerçek özerklik dışarıdan hiçbir şey almamak değilse, mesele alınan bilginin kimin sorularına hizmet edeceğidir. Aynı makine farklı bir kurum, farklı bir ihtiyaç ve farklı bir toplumsal amaç içinde başka bir anlam kazanabilir.
Teknolojik bağımsızlık böylece yalnız yerli üretim etiketi değil, bilgiyi tercüme edebilme, değiştirebilme ve yeni amaçlara yöneltebilme yeteneği hâline gelir.
Makine ne zaman yeni bir efendiye dönüşüyor?
Makineyi öğrenmek özgürleştirici olabilir; makineyi ilerlemenin tek ölçüsü hâline getirmek ise başka bir teslimiyet üretir. Teknik kapasite amaçların önüne geçtiğinde toplum “ne yapabiliyoruz?” sorusuna cevap verirken “ne için yapıyoruz?” sorusunu kaybedebilir.
Huzursuzluk çift yönlüdür. Teknolojiye sahip olmamak bağımlılık yaratır; teknolojiye sorgusuz biçimde teslim olmak da hayatın ritmini, kurumları ve değer ölçülerini aracın taleplerine göre yeniden düzenleyebilir.
Makinenin kimin elinde olduğu kadar, neyin ölçüsü hâline geldiği de önemlidir.
Teknolojik özerklik gerçekten ne demek?
Metnin mantığı sonuna kadar izlendiğinde özerklik üç şeyi birlikte gerektirir: üretme bilgisi, dönüştürme kapasitesi ve amaç belirleme hakkı. Bunlardan biri eksikse teknoloji kolayca yeni bir bağımlılık ilişkisine dönüşebilir.
Bu nedenle Batılılaşma Hastalığı’nın makine sorusu bugün de yalnız teknoloji tarihi değildir. Bir aracı kullanmak ile onun geleceğine karar verebilmek arasındaki farkı düşünmeye zorlar.
Geride kalan paradoks hâlâ serttir: bağımlılıktan kurtulmak için başkasının ürettiği bilgiyi öğrenmek zorundasınız; fakat o bilgiyi yalnız taklit ederek öğrenirseniz kaçmaya çalıştığınız hiyerarşiyi yeniden kurabilirsiniz.
Makine tartışmasının dosyadaki yerini görmek için ana incelemeye; teknolojik aktarımın kültürel ölçüye nasıl dönüştüğünü okumak için taklit ve kimlik yazısına; bu ilişkinin neden basit bir Batı karşıtlığı olmadığını görmek için Batı karşıtlığı yazısına geçebilirsiniz.




