Sabahattin Ali’ye nereden başlanır sorusunun tek doğru cevabı yok; çünkü hangi kitabın iyi bir ilk durak olacağı, yazarda ne aradığınıza göre değişir. Yalnızlık ve iç dünya mı, birey ile toplumun çatışması mı, yoksa irade ve mazeret meselesi mi?
Yine de tek bir kitap söylemek gerekirse, çoğu okur için en erişilebilir başlangıç Kürk Mantolu Madonna’dır. Bunun nedeni “en iyi” Sabahattin Ali kitabı olması değil; yazarın insanın görünmeyen hayatına duyduğu ilgiyi açık, yoğun ve kolay girilebilen bir anlatıda göstermesidir.
Ama doğru başlangıç kadar önemli olan ikinci kitaptır. Çünkü Sabahattin Ali’yi gerçekten tanımaya, ilk okuduğumuz kitabın verdiği resmi başka bir eser bozduğunda başlarız.
İç dünya, yalnızlık ve görülme meselesi için: Kürk Mantolu Madonna
Raif Efendi’nin dışarıdan görünen hayatıyla içeride yaşadığı hayat arasındaki fark, Sabahattin Ali’nin karakterlerine nasıl baktığını hemen gösterir. Roman, aşkın yanı sıra yanlış anlaşılma, yabancılaşma ve başka bir insan tarafından gerçekten fark edilme ihtiyacıyla ilgilenir.
Bu yüzden psikolojik derinliği ve karakter odaklı anlatıları seven okur için güçlü bir giriş kapısıdır. Dili ve temel çatışması da yazara ilk kez yaklaşmayı kolaylaştırır.
Fakat bu romanla başlayıp orada kalmak, Sabahattin Ali’yi yalnız Raif Efendi’nin dünyasına indirger. İkinci durak tam da bu resmi genişletmelidir.
Toplum, güç ve Anadolu için: Kuyucaklı Yusuf
Kuyucaklı Yusuf’ta bakış bireyin içinden çevresindeki düzene doğru genişler. Kasaba hayatı, nüfuz, para, adaletsizlik ve toplumsal hiyerarşi karakterlerin kaderini doğrudan biçimlendirir.
Yusuf da bulunduğu dünyaya kolayca uyum sağlayan biri değildir; fakat onun yabancılığı Raif Efendi’ninkiyle aynı değildir. Raif’in hikâyesinde içe kapanış daha belirginken, Yusuf’un çatışması yaşadığı düzenle daha açık biçimde karşı karşıya gelir.
Romanlarda bireyin hangi toplumsal koşullar içinde yaşadığını önemseyen okur için Kuyucaklı Yusuf başlangıç kitabı bile olabilir. Kürk Mantolu Madonna’dan sonra okunduğunda ise Sabahattin Ali’nin dünyasının ne kadar geniş olduğunu hızla gösterir.
İrade, sorumluluk ve mazeret için: İçimizdeki Şeytan
İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali’nin daha düşünsel ve tartışmalı tarafına açılır. Romanın merkezinde yalnız ilişkiler değil; insanın kendi davranışlarını hangi fikirlerle açıkladığı ve sorumluluktan nasıl kaçtığı da vardır.
Ömer’in “içindeki şeytan” fikri basit bir metafordan çok, kendisini belirleyen gücü dışarıda arama eğilimidir. “Elimde değildi” cümlesinin arkasında gerçekten zorlayıcı koşullar mı vardır, yoksa kişi kendi kararlarını başkasına mı yükler?
Bu nedenle fikir çatışmalarını ve karakterlerin kendileriyle kurduğu problemli ilişkiyi sevenler için güçlü bir ilk kitap olabilir; fakat genel okur için, Sabahattin Ali’nin sesine biraz alıştıktan sonra daha çok açılan bir romandır.
Roman değil, öyküyle başlamak isteyenler ne okumalı?
Sabahattin Ali’yi yalnız romanlarından okumak, onun en güçlü yanlarından birini eksik bırakır. Öyküler, birkaç sayfa içinde farklı sınıflara, mesleklere, bölgelere ve çatışmalara geçebilmesini sağlar.
Anadolu ve toplumsal sertlik için Kağnı ve Ses; anlatım çeşitliliği, alegori ve daha geniş bir ton aralığı için Sırça Köşk; yazarın erken dönemini ve gelişimini görmek için Değirmen iyi girişlerdir.
Öykülerin avantajı, Sabahattin Ali’nin tek bir karakter tipini tekrar etmediğini çok hızlı göstermesidir. Raif Efendi’nin sessizliğinden birkaç metin sonra işçilerin, köylülerin, mahkûmların, memurların ve güç sahiplerinin dünyasına geçebilirsiniz.
Kronolojik sıra şart mı?
Hayır. Sabahattin Ali’nin romanları birbirinin devamı değildir. Kronolojik okumak, yazarın gelişimini izlemek isteyenler için anlamlıdır; fakat ilk kez okuyan biri için zorunlu değildir.
Romanların kitap olarak yayımlanma sırası Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan ve Kürk Mantolu Madonna’dır. Bu sırayı takip etmek tarihsel bir perspektif verir. Buna karşılık okura en açık gelen kapıdan başlamak da edebî olarak yanlış bir tercih değildir.
Bir yazarı keşfetmenin amacı doğru sırayı tamamlamak değil, eserler arasında anlamlı karşılaştırmalar kurmaktır.
Edebizihin’in önerdiği genişleyen rota
Genel okur için en verimli rota şöyle düşünülebilir: Kürk Mantolu Madonna → Kuyucaklı Yusuf → İçimizdeki Şeytan → Kağnı / Ses → Sırça Köşk → Değirmen.
Bu rota kronolojik değildir. Bilinçli olarak ölçeği genişletir: önce bir insanın iç dünyasına yaklaşır, sonra onu çevreleyen toplumsal düzene bakar, ardından sorumluluk ve fikir çatışmalarına geçer; öykülerde ise Sabahattin Ali’nin insan galerisi genişler.
İyi bir okuma sırası yazarı her adımda biraz daha tanıdık kılmak yerine, hakkında kurduğumuz ilk fikri biraz daha değiştirmelidir. Bu yüzden ikinci kitap çoğu zaman ilk kitaptan daha öğreticidir.
Tek bir kitap seçilecekse hangisi?
Çoğu okur için cevap hâlâ Kürk Mantolu Madonna. Fakat bu önerinin değeri, romanı Sabahattin Ali’nin zirvesi ilan etmesinde değil; başka eserleri merak ettirecek kadar güçlü bir giriş sağlamasında.
Kürk Mantolu Madonna’yı sevdiyseniz ona en çok benzeyen kitabı aramak yerine, en farklı görünen Sabahattin Ali romanına geçmek daha verimli olabilir. Kuyucaklı Yusuf tam da bu nedenle iyi bir ikinci duraktır.
Bir yazarı gerçekten tanımak, ilk sevdiğimiz kitabın verdiği portreyi korumak değil; sonraki kitapların o portreyi bozmasına izin vermektir.
Raif Efendi ve Maria Puder eksenini derinleştirmek için Kürk Mantolu Madonna incelemesine; Sabahattin Ali’nin yalnız bu romanla anılmasının neden eksik kaldığını görmek için Sabahattin Ali’yi Yalnızca Kürk Mantolu Madonna’nın Yazarı Olarak Okumak Neden Eksik? yazısına geçebilirsiniz.



