Hoşça Kal Berlin
Hoşça Kal Berlin’i Isherwood, Weimar dönemi, gece hayatı, geçici ilişkiler, özgürlük ve yükselen siyasal baskı üzerinden okuyan Edebi Zihin dosyası.
Bir kitabın bittiği yerde başlayan düşünceler.Carl Van Vechten / Library of Congress · Wikimedia Commons · Public Domain ↗Hoşça Kal Berlin dosyası, 1930’ların Berlin’ini yalnız kabareler ve bohem hayatla özdeşleştirmiyor. Pansiyon odaları, arkadaşlıklar, ekonomik sıkıntılar ve gündelik konuşmalar içindeki küçük değişimler, siyasi dönüşümün insanların hayatına nasıl yavaşça girdiğini gösteren işaretlere dönüşüyor.
Christopher Isherwood portresi, eser ve Berlin coğrafyası; kimlik, özgürlük, yabancılaşma ve modernleşme temalarıyla aynı cluster’da birleşiyor. Böylece Berlin sayfası yalnız Alman yazarların içeriden bakışıyla değil, şehre geçici olarak gelen bir gözlemcinin kaydıyla da genişliyor.

Christopher Isherwood
Christopher Isherwood, 1930’ların başındaki Berlin deneyimini pansiyonlar, kabareler ve gündelik karşılaşmalar üzerinden kayda geçirerek Weimar Cumhuriyeti’nin son yıllarını kişisel gözlemle edebiyata taşıdı.
Edebiyatçı portresine git →Bu dosyanın ana izleri
Kimlik
Kimlik, yalnız “ben kimim?” sorusunun cevabı değildir. İnsan kendisini nasıl görür, başkaları onu nasıl tanımlar ve toplum ondan kim olmasını bekler? Edebizihin’de kimlik temasını bu çatışmaların içinden okuyoruz.
02Özgürlük
Özgürlük, edebiyatta yalnızca hareket edebilmek değil; düşünmek, konuşmak, hatırlamak, seçmek ve insanın kendi iç dünyasını koruyabilmek meselesidir.
03Yabancılaşma
Yabancılaşma, insanın yalnız çevresine değil; yaptığı işe, yaşadığı hayata ve bazen kendi benliğine bile uzak düşmesidir. Edebiyatta modern insanın en güçlü çatışmalarından biri olan bu duygunun farklı eserlerde aldığı biçimlerin izini sürüyoruz.
04Modernleşme
Modernleşme, edebiyatta yalnız yeni kurumlar ya da yeni şehirler değildir; değişen hayat biçimlerinin insanın kendisini, ailesini, sınıfını ve geçmişini nasıl yeniden tanımladığı sorusudur.
