Sovyet dönemi Rus edebiyatı, 1917 Devrimi’nden Sovyetler Birliği’nin dağılmasına kadar geçen yaklaşık yetmiş beş yıllık dönemde devlet, ideoloji, savaş, modernleşme ve gündelik hayat arasındaki gerilimin edebiyatta aldığı çok farklı biçimleri kapsar. Bu alanı yalnız ‘sansür altında yazılmış edebiyat’ diye tanımlamak, dönemin estetik ve düşünsel çeşitliliğini eksik bırakır.
Devrim sonrasında edebiyat yeni bir toplumsal düzen kurma fikriyle doğrudan ilişki kurarken, 1930’lardan itibaren sosyalist gerçekçilik resmî kültür politikasında belirleyici hâle geldi. Buna rağmen şiir, roman, hiciv, bilimkurgu, savaş anlatısı ve yeraltı dolaşımındaki metinler farklı biçimsel yollar geliştirdi. Resmî yayın alanı ile özel dolaşım, sürgün, sansür ve otosansür arasındaki mesafe dönemin üretim koşullarını güçlü biçimde etkiledi.
Savaş, kolektivizasyon, kentleşme, bürokrasi, ideolojik dil, bireysel vicdan ve tarihsel hafıza dönemin temel meseleleri arasında yer alır. Bazı metinler yeni toplum idealini sahiplenirken bazıları devlet dili ile gündelik deneyim arasındaki çatlağı görünür kılar; bazıları ise açık eleştiri yerine fantastik, hicivsel ya da alegorik biçimlerden yararlanır.
Edebî Zihin’de Sovyet dönemi Rus edebiyatını tek bir politik tavrın toplamı olarak değil, yazar ile kurum, kamusal dil ile özel deneyim, tarihsel zorunluluk ile bireysel seçim arasındaki ilişkileri okumaya yarayan geniş bir dönem bağlamı olarak ele alıyoruz. Bu yaklaşım, birbirinden çok farklı estetiklerin aynı tarihsel baskılar altında nasıl farklı cevaplar ürettiğini görmeyi amaçlar.


