Hafıza
Edebiyatta hafıza yalnız geçmişi hatırlamak değildir; neyin saklandığını, neyin unutulduğunu ve geçmişin bugün nasıl yeniden kurulduğunu belirleyen bir anlatı alanıdır.

Hafıza, edebiyatta geçmişin değişmeden saklandığı bir depo değildir. İnsan neyi hatırladığını, neyi unuttuğunu ve geçmişte yaşananlara bugün hangi anlamı verdiğini sürekli yeniden belirler.
Bu yüzden edebî metinlerde hafıza yalnızca geriye dönüşlerle ilgili değildir. Bir koku, eşya, mekân, fotoğraf, ses ya da cümle geçmişi yeniden çağırabilir; fakat geri gelen şey geçmişin kendisi değil, bugünden bakılarak kurulmuş bir versiyonudur.
Edebî Zihin’de Hafıza temasını hatırlamak, unutmak, nostalji, kayıp, nesneler, mekânlar ve kişisel anlatılar üzerinden takip ediyoruz.
Temel sorumuz şu: Geçmişi gerçekten hatırlıyor muyuz, yoksa her hatırlayışta onu yeniden mi yazıyoruz?
Arşivden okumalar

Masumiyet Müzesi Gerçek mi? Roman ile Müze Arasındaki Sınır
Masumiyet Müzesi İstanbul’da gerçekten var. Peki Kemal ile Füsun da yaşadı mı? Roman, müze ve sergilenen eşyalar arasındaki ilişkiyi; bir hikâyenin gerçek hissettirmesiyle yaşanmış olması arasındaki fark üzerinden inceliyoruz.
Yazıyı oku →
Masumiyet Müzesi’nde Nesneler: Bir Eşya Gerçekten Hatırayı Saklayabilir mi?
Masumiyet Müzesi’nde gündelik eşyalar nasıl bir aşkın arşivine dönüşür? Kemal’in koleksiyonunu, 4.213 sigara izmaritini ve vitrinlerin kurduğu anlamı; hatırlamak, kaybetmek ve geçmişi yeniden anlatmak üzerinden okuyoruz.
Yazıyı oku →
Masumiyet Müzesi: Birini Hatırlamak Ne Zaman Ona Sahip Olmaya Dönüşür?
Masumiyet Müzesi yalnızca Kemal ile Füsun’un aşkını değil, bir insanı hatırlamanın nasıl toplama, seçme ve sonunda temsil etme arzusuna dönüşebileceğini anlatıyor.
Yazıyı oku →
