Rus Gümüş Çağı, 19. yüzyılın sonlarında başlayıp 20. yüzyılın ilk yıllarında yoğunlaşan büyük bir kültürel ve edebî dönüşüm dönemidir. “Altın Çağ” olarak anılan Puşkin ve 19. yüzyıl klasiklerinin ardından gelen bu kuşak, Rus edebiyatını yeni estetik arayışlara, felsefi tartışmalara ve deneysel biçimlere açtı.

Dönemin ilk güçlü hareketi Sembolizm oldu. Şairler ve yazarlar görünür dünyanın ardındaki anlamı, ruhsal deneyimi, miti ve metafizik olanı edebiyatın merkezine taşıdılar. Andrey Bely ve Aleksandr Blok gibi isimler, Sembolizmin Rusya’daki özgün dilini kurarken şiir ile felsefe arasındaki sınırları da belirsizleştirdi.

1910’lara gelindiğinde Sembolizmin kapalılığına ve soyutluğuna yönelik tepkiler yeni hareketlerin doğmasına yol açtı. Akmeizm; açıklığı, somutluğu ve sözcüğün kesinliğini savunurken, Fütürizm geçmişle daha radikal bir kopuşu ve dilin yeniden kurulmasını hedefledi. Anna Ahmatova, Osip Mandelştam, Velimir Hlebnikov ve Vladimir Mayakovski gibi isimler dönemin farklı yönlerini temsil etti.

Gümüş Çağ yalnızca birbirini izleyen edebî akımların toplamı değildir. Savaş, devrim, modernleşme, kent yaşamı, din, birey ve toplum arasındaki gerilimler dönemin edebî atmosferini belirledi. Bu nedenle Gümüş Çağ, klasik Rus edebiyatından Sovyet dönemi edebiyatına geçişte hem bir zirve hem de büyük bir kırılma noktası olarak okunabilir.