Petersburg romanının merkezinde bir bomba vardır. Ama bombadan önce bir baba ve oğul vardır. Senatör Apollon Apollonoviç Ableuhov.

Ve oğlu Nikolay Apollonoviç Ableuhov. Romanı yalnız siyasal alegori olarak okursak eşleştirme kolaydır: Apollon = devlet.

Nikolay = devrim. Baba = eski düzen. Oğul = yeni düzen.

Fakat Andrey Belıy’ın kurduğu ilişki bundan daha rahatsız edicidir. Çünkü Nikolay babasından yalnız nefret etmez. Ona benzer.

Apollon oğlunu yalnız anlamaz. Kendini onda görür. İkisi birbirinden uzaklaşmaya çalışırken aynı aile adı, aynı beden mirası ve aynı zihinsel dünyada tekrar tekrar birbirine bağlanır.

Bu nedenle Petersburg’un baba-oğul çatışmasının asıl sorusu şudur: Bir oğul babasına karşı çıkarak gerçekten ondan kopabilir mi, yoksa en sert isyan bile bazen mirasın başka biçimde devamı mıdır?

Apollon Ableuhov kimdir?

Apollon yüksek düzeyli bir imparatorluk bürokratıdır. Düzen. Sınıflandırma.

Geometri. Kontrol. Devlet makinesi.

Bunlar onun dünyasını tanımlar. Apollon’un zihni Petersburg’un geometrik düzeniyle özellikle uyumludur: düz çizgiler, sınıflandırılmış alanlar ve bürokratik tekrarlar.

Sınırlanmış alanlar. Kategoriler. Bürokratik mesafe.

Fakat karakteri yalnız “devletin sembolü” diye kapattığımızda önemli bir şey kaybolur. Apollon aynı zamanda:

  • yaşlanan,
  • evliliği yara almış,
  • oğluyla iletişim kuramayan,
  • özel hayatındaki dağınıklığı kamusal düzende telafi etmeye çalışan

bir babadır. Onun düzen tutkusu bu nedenle yalnız ideolojik değildir. Kişisel kırılganlığın da savunması gibi okunabilir.

Nikolay Ableuhov kimdir?

Nikolay genç, eğitimli ve devrimci çevrelere yaklaşmış bir karakterdir. Akademik kaynaklarda onun Neo-Kantçı felsefeyle ilgisi de özellikle vurgulanır. Bu ayrıntı önemlidir.

Çünkü Nikolay yalnız öfkeli politik genç değildir. Düşünceyle fazla meşgul olan, soyutlamalara kaçabilen, kararlarının sonuçları karşısında tereddüt yaşayan bir karakterdir. Devrimci çevreyle kurduğu ilişki onu babasına karşı bir eylemin içine sürükler.

Ama roman onu:

  • kararlı militan,
  • kusursuz devrimci,
  • tek yönlü isyan figürü

olarak çizmez. Tam tersine Nikolay’ın gücü kadar zayıflığı da görünürdür. Söz verir.

Sonra o sözün ağırlığı altında ezilir.

“Korkunç söz” ne?

Boris Stein’in çalışmasının merkezine aldığı düğüm, Nikolay’ın devrimci çevreye verdiği ve babasını hedef alan eylemle bağlantılı “korkunç söz”dür. Romanın gerilimi yalnız “bombayı kullanacak mı?” sorusundan doğmaz. Daha önce verilmiş bir sözün kişiyi bağlamasından da doğar.

Söz söylendiği anda olay henüz gerçekleşmemiştir. Ama geleceğin ihtimali karakterin bugünkü davranışını belirlemeye başlar. Bu nedenle Nikolay’ın sözü:

  • siyasal taahhüt,
  • aileye ihanet,
  • kimlik iddiası,
  • geri dönüşü zor bir performatif eylem

olarak birlikte çalışır. Bir şeyi yapacağına söz vermek, onu henüz yapmadan kişinin kimliğini değiştirebilir. Petersburg’da söz ile eylem arasındaki bu gerilim Nikolay’ın korkusunu büyütür.

Nikolay gerçekten babasını öldürmek istiyor mu?

Romanı basitleştiren sorulardan biri budur. “Nikolay babasından nefret ediyor, o yüzden öldürmek istiyor” demek yetersizdir. Çünkü siyasal görev, kişisel kırgınlık ve aile içi yabancılaşma birbirine karışır.

Nikolay’ın babasına yönelik öfkesi gerçektir. Ama eylem anına yaklaştıkça tereddüdü de gerçektir. Bu nedenle patricide — babayı öldürme — fikri yalnız bilinçli bir kişisel arzu olarak okunamaz.

Politik rol ile aile içi duygunun üst üste binmesidir. Devrimci örgütün talebi, zaten var olan baba-oğul çatışmasını ölümcül bir biçime taşır.

Baba-oğul neden birbirine bu kadar benziyor?

Jacob Emery’nin Kinship and Figure in Andrey Bely’s Petersburg çalışmasının önemli tezi burada devreye girer. Emery, romanda ebeveyn ile çocuğun “aynı etten ve kandan” gelmesinin, iki kişi arasında hem yakınlık hem de kimlik karışması yarattığını gösterir. Yani baba-oğul ilişkisi yalnız karşıtlık değildir.

Rahatsız edici bir benzerlik ilişkisidir. Nikolay babasını reddederken aynı anda ondan bir şeyler taşır. Apollon oğlunda kendisine yabancı olanı görürken aynı zamanda kendi devamını görür.

Bu, romanın politik alegorisini daha karmaşık hale getirir. Yeni kuşak eski düzenin tam zıttı değildir. Bazen onun dilini, düşünme biçimini veya şiddet mantığını başka biçimde yeniden üretir.

Nikolay babasına karşı çıkarken ona mı dönüşüyor?

Roman bu soruyu kesin cevaba bağlamaz. Ama sürekli açık tutar. Nikolay babasının bürokratik düzeninden nefret edebilir.

Fakat kendi düşüncesi de soyutlamalar, sistemler ve zihinsel kapanmalar içinde hareket eder. Apollon dış dünyayı düzenlemek ister. Nikolay kendi iç dünyasını düşünceyle düzenlemeye çalışır.

İkisi de hayatın karmaşıklığını zaman zaman soyut yapıya dönüştürür. Bu nedenle baba ile oğulun farkı gerçek olsa da mutlak değildir. Belıy’ın modernist bakışı burada güçlüdür:

Karşı çıktığımız yapıların bazı biçimleri içimizde yaşamaya devam edebilir.

Apollon neden oğlunu anlayamıyor?

Çünkü aralarındaki mesafe yalnız siyasal değildir. Dil ve deneyim farkıdır. Apollon devletin hiyerarşik dünyasında yaşar.

Nikolay yeni felsefeler, devrimci çevreler ve farklı bir kuşak deneyimi içindedir. Aynı evde bulunabilirler. Ama aynı gerçeklik içinde yaşamazlar.

Baba, oğlunun dünyasını:

  • düzensizlik,
  • tehdit,
  • anlaşılmaz gençlik

olarak algılayabilir. Oğul ise babanın dünyasını:

  • mekanik,
  • ölü,
  • baskıcı

olarak görebilir. İkisi birbirinin karikatürünü kurar. Bu da gerçek iletişimi daha da zorlaştırır.

Apollon yalnız baskıcı baba mı?

Hayır. Bu okuma da karakteri düzleştirir. Apollon’un kamusal otoritesi yüksek olabilir.

Ama aile içindeki otoritesi aynı ölçüde sağlam değildir. Özel hayatındaki kırılganlık, onun devlet içindeki güçlü konumuyla ters düşer. Bu karşıtlık Belıy için önemlidir.

Kamusal olarak güçlü insan özel hayatında çaresiz olabilir. Bürokratik sistemde başkalarının hayatını düzenleyen biri, kendi oğluyla ilişkisinde düzen kuramayabilir. Bu nedenle Apollon’daki iktidar tam iktidar değildir.

Gücün sınırları aile içinde görünür.

Nikolay yalnız asi oğul mu?

O da değil. Nikolay’ın isyanı yalnız babaya yönelik değildir. Kendi kimliğine karşı da bir isyandır.

Kim olmak istiyor? Babasının devamı mı? Devrimci örgütün aracı mı?

Felsefeyle yaşayan bağımsız birey mi? Toplumun ona verdiği rol mü? Bu kimliklerin hiçbiri tam oturmaz.

Bu nedenle Nikolay’ın karakterinde rol ile özne arasındaki gerilim önemlidir. Bir devrimci rol üstlenmek onu otomatik olarak özgürleştirmez. Bazen yeni rol de yeni türden baskı yaratır.

Bomba baba-oğul ilişkisinde neyi değiştiriyor?

Bomba soyut çatışmayı maddi hale getirir. Baba ile oğul birbirini sevmeyebilir. Birbirinden uzaklaşabilir.

Sert konuşabilir. Ama bomba eve girdiğinde çatışmanın sonucu artık fiziksel ihtimale dönüşür. Düşünce.

Söz. Öfke. Bir anda metal nesneye bağlanır.

Bu nedenle bomba:

  • devrimci şiddetin nesnesi,
  • patricide ihtimalinin aracı,
  • aile içi yabancılaşmanın maddi biçimi

Bomba burada yalnız siyasal şiddetin nesnesi olarak çalışmaz; aile ilişkisinin içine girer. Nikolay’ın taşıdığı görev, kamusal çatışmayı babayla oğul arasındaki özel gerilimin merkezine yerleştirir.

Patricide neden romanın politik yapısıyla bu kadar uyumlu?

Çünkü baba yalnız aile otoritesini değil, tarihsel devamlılığı da temsil eder. Babayı öldürmek bu nedenle:

  • bireysel öfke,
  • kuşak kopuşu,
  • eski düzeni reddetme

anlamlarını aynı anda taşıyabilir. Fakat romanın ironisi şu: Eski düzeni öldürmek isteyen yeni kuşak gerçekten yeni midir?

Yoksa şiddet yoluyla eski otoritenin mantığını başka biçimde mi tekrar eder? Belıy bu soruyu açık bırakır. Bu yüzden Petersburg’u “devrimci oğul zalim babaya karşı” şeklinde okumak metnin rahatsız edici belirsizliğini yok eder.

Aile ile imparatorluk birbirine nasıl bağlanıyor?

Baba-oğul çatışmasının politik gücü burada. Apollon:

  • baba,
  • senatör,
  • bürokratik düzenin insanı.

Nikolay:

  • oğul,
  • yeni kuşak,
  • devrimci çevreye temas eden genç.

Bu ilişki aileyi devlet modeline yaklaştırır. Ama roman hiçbir zaman birebir denklem kurmaz. Apollon = imparatorluk.

Nikolay = devrim. Nokta. Böyle bir okuma fazla kolaydır.

Daha doğru olan: Aile çatışması, tarihsel çatışmanın hissedilebilir insan ölçeğini üretir. Devlet ile devrim arasındaki gerilim evin içine girdiğinde soyut siyaset:

  • kırgınlık,
  • korku,
  • utanç,
  • öfke,
  • sevgi kalıntısı

gibi duygular kazanır.

Aynı kan bağı neden özgürleşmeyi zorlaştırıyor?

Çünkü aile mirası seçilmez. Nikolay politik görüşünü seçebilir. Arkadaşlarını seçebilir.

Felsefesini seçebilir. Ama kimin oğlu olduğunu seçemez. Emery’nin akrabalık okuması bu noktada önemlidir.

Roman baba ve oğulu yalnız toplumsal roller üzerinden değil, paylaşılan beden ve soy fikri üzerinden de birbirine bağlar. Bu yüzden kopuş hiçbir zaman tamamen temiz olmaz. Nikolay babasını reddetse bile Ableuhov adını taşır.

Aile, insanın kaçmak istediği şeyin bazen kendi kimliğinin parçası olduğunu hatırlatır.

Apollon oğlunda kendisini görüyor mu?

Doğrudan ve sürekli bilinçli biçimde değil. Fakat roman iki karakter arasında benzerlikleri öyle yerleştirir ki okur kaçınılmaz olarak paralellik görür. Davranış biçimleri.

Soyutlama tutkusu. Bedensel benzerlik. Aile adı.

Kendini dış dünyadan koruma eğilimi. Bunlar baba ile oğul arasında yankılar yaratır. Bu nedenle aralarındaki yabancılaşma garip biçimde benzerliğin de ürünüdür.

Bazen bize en çok benzeyen kişiden kaçmak daha zor olabilir.

Baba ile oğul neden birbirini “öteki” yapıyor?

Kimlik çoğu zaman karşıtlıkla kurulur. Nikolay: “Ben babam gibi değilim.” Apollon: “Ben oğlumun temsil ettiği düzensiz dünyadan değilim.”

Bu iki iddia birbirini besler. Fakat roman, karakterlerin kendi kurduğu bu net ayrımı sürekli bozar. İkisinin ortak noktalarını gösterir.

Böylece “öteki”nin tamamen dışarıda olmadığı ortaya çıkar. Baba oğulun içinde. Oğul babanın devamında.

Kimlik bu nedenle temiz sınır değil, çatışmalı miras haline gelir.

Anne figürünün yokluğu neden önemli?

Ableuhov ailesindeki kopuş yalnız baba ile oğul arasında başlamaz. Aile zaten bütün değildir. Annenin yokluğu/ayrılığı, evdeki duygusal dengenin bozulmasına katkıda bulunur.

Burada anne karakteri baba-oğul çatışmasının basit nedeni yapılmamalı. Fakat aile yapısındaki eksiklik, iki erkeğin birbirine doğrudan ve sert biçimde maruz kalmasını artırır. Ev, sıcak aile mekânından çok gerilimin biriktiği düzenli fakat yabancı alana dönüşür.

“Baba” kavramı yalnız Apollon’la mı ilgili?

Hayır. Petersburg’un dünyasında babalık daha geniş tarihsel çağrışımlar taşır. Büyük Petro, Petersburg’un kurucu “babası” olarak şehir mitinin arkasındadır.

Bronz Atlı bu kurucu otoriteyi hayalet biçiminde geri getirir. Apollon aile ve devlet düzeninin babasıdır. Nikolay bu iki otorite hattının içinde büyür.

Bu nedenle romanın baba katli gerilimi yalnız bir aile cinayeti ihtimali değildir. Kurucu otoriteyle hesaplaşma fikrine kadar genişler; baba, aile içindeki otoritenin yanı sıra devlet, miras ve süreklilik düşüncesinin de gölgesini taşır.

Nikolay devrimci örgütün içinde özgür mü?

Tam olarak değil. Bu romanın politik olarak en ilginç taraflarından biri budur. Nikolay babanın otoritesinden kaçarken başka bir otorite sisteminin içine girebilir.

Devrimci çevre:

  • görev verir,
  • söz bekler,
  • kimlik tanımlar,
  • eylem talep eder.

Bu nedenle eski düzen ile ona karşı çıkan yapı arasında tamamen simetrik eşitlik kurmak doğru olmaz. Ama romanın şu soruyu sorduğu açık: İnsanı baskılayan bir otoriteden kaçış, yeni bir otoriteye teslimiyetle sonuçlanabilir mi?

Nikolay’ın tereddüdü bu soruyu görünür kılar.

Baba-oğul çatışması neden psikolojik roman sınırını aşıyor?

Çünkü kişisel kırgınlık her anda daha büyük sistemlere bağlanır. Ev. Devlet.

Şehir. Devrimci örgüt. Aile soyu.

Tarih. Nikolay’ın babasıyla ilişkisi yalnız çocukluk travması veya kişisel uyumsuzluk olarak açıklanamaz. Aynı şekilde siyasal sloganlarla da tamamen açıklanamaz.

Belıy kişisel ve tarihsel olanı birbirine geçirir. Bu yüzden baba-oğul çatışması romanın küçük modeli gibidir: Ayrılmak isteyen şeyler birbirinden ayrılamaz.

Apollon ile Nikolay’ın çatışması gerçekten kuşak çatışması mı?

Evet, ama yalnızca bu değil. Eski kuşak ile yeni kuşak. Bürokrasi ile devrim.

Baba ile oğul. Düzen ile kopuş. Bu karşıtlıklar var.

Ama Emery’nin akrabalık okuması bize önemli bir uyarı verir: Karşıtlık, ortak kökeni yok etmez. Yeni kuşak eski kuşağın içinden doğar.

Bu biyolojik bir gerçek olmanın ötesinde romanın metafor yapısına dönüşür. Devrim eski düzenin tamamen dışından gelmez; onun içinden çıkar. Bu, tarihsel bir yasa olarak değil, romanın akrabalık metaforunun açtığı düşünsel imkân olarak kullanılmalı.

Patlama neden her şeyi çözmüyor?

Çünkü Petersburg basit neden-sonuç romanı değildir. Bomba patlarsa sorun çözülür. Baba giderse oğul özgürleşir.

Eski düzen yıkılırsa yeni dünya başlar. Roman bu tür temiz çözümlere şüpheyle yaklaşır. Chloë Kitzinger’in Petersburg’daki “kopuş” ve dejenerasyon tartışmasına ilişkin çalışmasının arama özeti de Ableuhov aile anlatısında beklenen kesin kırılmanın tamamlanmadığını vurgular.

Bu fikir romanın genel yapısıyla uyumludur: Yıkım, otomatik olarak yenilenme değildir. Eski şey kırılabilir.

Ama onun biçimi yeni dünyada yaşamaya devam edebilir.

Edebî Zihin için asıl baba-oğul meselesi ne?

Apollon ile Nikolay’ı ilginç yapan birbirinin zıttı olmaları değil. Birbirinden kaçarken birbirini taşımaları. Apollon:

  • düzen,
  • devlet,
  • sınıflandırma,
  • baba otoritesi.

Nikolay:

  • kopuş,
  • yeni fikir,
  • devrimci rol,
  • oğul isyanı.

Ama Nikolay’ın düşünceye kapanması Apollon’un soyutlama dünyasını yankılayabilir. Apollon’un kırılganlığı oğlunun korkusundan bütünüyle farklı değildir. İkisi de içinde bulundukları sistemler tarafından tanımlanır.

Biri devlet rolüyle. Diğeri devrimci rolle. Bu nedenle romanın baba-oğul çatışması bize daha derin bir soru bırakır:

İnsan miras aldığı kimlikten kaçmak için ona karşı çıktığında, gerçekten yeni bir benlik mi kurar; yoksa reddettiği şeyin başka bir biçimini mi tekrar eder?

Petersburg’un cevabı temiz değildir. Ve romanın modernliği biraz da buradadır.