Beyaz Geceler’in merkezinde karşılıksız aşk değil, hayal ile hayat arasındaki mesafe var. Nastenka büyükannesine gerçekten iğneyle bağlı yaşarken yine de mektup yazar, bekler, karar verir ve hayatın içine doğru hareket eder. Hayalperest ise Petersburg’da serbestçe dolaşır; buna rağmen insanlarla kuramadığı yakınlığı evlere, yabancılara ve zihninde büyüttüğü ihtimallere taşır.
Bu dosyanın ana sorusu bu terslikten doğuyor: Fiziksel olarak bağlı olan Nastenka mı, yoksa gerçek hayatı yıllardır hayal ederek erteleyen Hayalperest mi daha tutsak? Ana inceleme bu soruyu dört gecelik karşılaşmanın tamamına yayarken supporting okumalar özgürlük, sevgi ile projeksiyon, Petersburg ve finaldeki ‘bir anlık mutluluk’ fikrini ayrı ayrı açıyor.
Dostoyevski finalde kolay bir cevap bırakmıyor. Hayalperest yaşadığı kısa mutluluğu öfkeyle yok etmeyecek kadar değişmiş olabilir; fakat aynı mutluluğu bütün bir hayatın yerine geçecek kusursuz bir hatıraya dönüştürmesi de mümkündür. Beyaz Geceler’i bugün hâlâ canlı tutan şey, aşkın sonucundan çok bu huzursuz sorudur: Gerçek hayat bir kez kapıyı açtığında, insan hayal etmeyi bırakıp yaşamaya başlayabilir mi?