Woland, Usta ile Margarita’nın en çarpıcı paradoksunu taşır: Romanın şeytanı, birçok sahnede Moskova’daki insanlardan daha tutarlı bir adalet duygusuna sahipmiş gibi görünür. Bu durum Woland’ı ‘iyi’ yapmaz; Bulgakov’un iyi ile kötü arasındaki kolay ahlaki sınıflandırmayı bilinçli biçimde bozduğunu gösterir.
Woland Moskova’ya neden geliyor?
Roman Woland’ın gelişine tek bir açıklama vermez. O hem gözlemci, hem yönetmen, hem de sınayıcı gibi davranır. Moskova’daki insanları durup dururken değiştirmekten çok, onları para, statü ve korkuyla karşı karşıya bırakarak zaten taşıdıkları eğilimleri açığa çıkarır.
Variety Tiyatrosu’ndaki gösteri bunun en açık örneklerinden biridir. Seyirciye sunulan para, kıyafet ve ayrıcalık vaadi bir anda toplumsal davranışı değiştirir. Woland’ın büyüsü, insan doğasını yaratmaz; onu görünür hâle getirir.
Şeytan neden bazen cezalandırıyor?
Woland’ın maiyetiyle uyguladığı cezalar keyfî ve grotesktir; fakat çoğu kez açgözlülük, ihbarcılık, sahtekârlık ya da kibir gibi davranışların peşinden gelir. Bu yüzden okur rahatsız edici bir soruyla karşılaşır: Resmî ahlakın bozulduğu bir şehirde şeytanın cezaları neden kimi zaman ‘daha adil’ görünür?
Roman bu soruya güvenli bir cevap vermez. Woland’ın gücü hesap verebilir değildir ve şiddet içerir. Dolayısıyla onu gizli kahramana çevirmek, Bulgakov’un kurduğu ahlaki gerilimi basitleştirir.
Goethe’nin Faust’u Woland’ı nasıl etkiliyor?
Romanın epigrafı ve Woland’ın şeytani kimliği Goethe’nin Faust geleneğiyle açık bir bağ kurar. Fakat Bulgakov Mephistopheles çizgisini doğrudan kopyalamaz. Woland, insanı yalnız baştan çıkaran bir figürden çok dünyanın karanlık dengesini yöneten esrarengiz bir güç gibi çalışır.
Bu nedenle onun karşısındaki ahlaki mesele ‘şeytana inanmak’ değil, kötülüğün nerede bulunduğunu yeniden düşünmektir. Kurumların dili ahlaki görünürken insanları ezebilir; şeytani figür ise grotesk biçimde gerçeği açığa çıkarabilir.
Woland’ı doğrudan Stalin alegorisi saymak neden yetersiz?
Romanın siyasal bağlamı nedeniyle Woland’ı doğrudan Stalin’e eşitleyen okumalar yapılabilir; ancak karakterin işlevi bundan daha geniştir. Woland, Sovyet Moskova’sındaki korku ve ikiyüzlülüğü açığa çıkarırken aynı zamanda Faust geleneğine, şeytan anlatılarına ve romanın kozmik iyi-kötü düzenine bağlanır.
Tek bir tarihsel kişiye indirgemek, karakterin metindeki hareket alanını daraltır. Daha verimli okuma, Woland’ın Stalin’i ‘temsil edip etmediği’ sorusundan çok, total gücün, yargının ve ahlaki belirsizliğin hangi sahnelerde onun üzerinden görünür olduğunu izlemektir.
Woland ile Pilatus aynı soruya mı bağlanıyor?
Woland’ın Moskova’da açığa çıkardığı temel zayıflıklardan biri korkudur. Pilatus’un Yerşalayim’deki trajedisi de korkunun vicdan üzerindeki zaferidir. Böylece romanın fantastik ve tarihsel katmanları aynı ahlaki eksende buluşur.
Woland’ın finaldeki rolü ne?
Finale doğru Woland yalnız cezalandıran bir güç olmaktan çıkar; Usta, Margarita ve Pilatus’un kaderlerinin çözülmesinde aracı olur. Ancak kimin ‘ışığa’, kimin ‘huzura’ ulaşacağına dair düzen onun kişisel keyfinden ibaret değildir. Roman Woland’ı daha büyük ve tam açıklanmayan bir kozmik düzenin parçası gibi konumlandırır.
Bu yüzden Woland’ın en güçlü işlevi okura ahlaki konfor vermemektir. Şeytanın kötü, kurumun iyi olduğu hazır şema çöktüğünde geriye insanların kararları kalır.
Woland iyi mi, kötü mü?
Woland’ı 'aslında iyi' diye okumak da onu yalnızca klasik bir kötü karaktere indirgemek kadar eksik kalır. O, romandaki ahlaki düzenin kaynağı değildir; daha çok insanların ve kurumların zaten taşıdığı zaafları görünür kılan, kimi zaman cezalandıran ve kimi zaman da olayların yönünü değiştiren şeytani bir güçtür.
Onun müdahalelerinin bazıları açgözlülük, kibir ve ikiyüzlülükle karşılaşır; fakat bu durum Woland’ı tarafsız bir yargıca dönüştürmez. Gösterilerinde korku, keyfilik ve yıkım da vardır. Bulgakov özellikle bu rahatsız edici karışımı korur.
Bu yüzden Woland’ın işlevi okura kolay bir ahlak cetveli vermek değil, 'iyi' ile 'kötü' etiketlerinin davranışı açıklamakta ne kadar yetersiz kalabileceğini göstermektir. Resmî olarak saygın kurumların zalimleşebildiği, şeytani bir figürün ise kimi zaman gerçeği açığa çıkardığı bir dünyada görünüş güvenilir ölçü olmaktan çıkar.
Finaldeki rolü de bu ayrımı pekiştirir. Woland yolları açabilir ve kararların uygulanmasında aracılık edebilir; fakat romanın nihai değer ölçüsünü tek başına o belirlemez. Bu nedenle karakteri 'adalet dağıtan şeytan' ifadesiyle tanımlamak başlangıç için yararlı olsa da son söz değildir.
Woland’ı romanın bütün yapısı içinde görmek için Usta ile Margarita Ne Anlatıyor?; karşı kutuptaki korku ve vicdan meselesi için Pontius Pilatus bölümlerine geçebilirsiniz.




