Spoiler uyarısı: Bu yazı, Cennetin Doğusu’nun Cal Trask, Aron, Cathy Ames ve Adam Trask eksenindeki önemli olaylarını ve romanın sonunu açık biçimde ele almaktadır.
Cal Trask kimdir? John Steinbeck’in Cennetin Doğusu romanındaki en önemli karakterlerden biri olan Caleb “Cal” Trask, hayatının büyük bölümünü tek bir korkuyla geçirir: Kendisinde gördüğü karanlık, annesi Cathy Ames’ten miras kalmış ve değiştirilemez bir özellik olabilir mi?
Cal kıskançtır.
Öfkelenebilir.
Başka insanların zayıflıklarını sezebilir.
Ve bazen onları incitmek istediğini fark eder.
Bu özellikleri nedeniyle kendisini kardeşi Aron’dan daha karanlık görür. Fakat Steinbeck’in Cal üzerinden sorduğu asıl soru onun “iyi” ya da “kötü” olup olmadığı değildir.
Asıl soru şudur:
İnsan kendi içindeki kötülüğü fark ettiğinde, ona teslim olmak zorunda mıdır?
Bu nedenle Cal’ın hikâyesi yalnızca kardeş kıskançlığının değil; miras, suçluluk, baba sevgisi ve özgür iradenin hikâyesidir.
Cal Trask kimdir?
Cal, Adam Trask ile Cathy Ames’in ikiz oğullarından biridir. Kardeşi Aron’la birlikte California’nın Salinas Vadisi’nde büyür.
Çocuklar uzun süre annelerinin öldüğüne inanırlar. Gerçekte Cathy onları doğurduktan kısa süre sonra Adam’ı vurmuş, aileyi terk etmiş ve Salinas’ta Kate adıyla yeni bir hayat kurmuştur.
Bu gizli geçmiş, Cal’ın kimliğinin şekillenmesinde belirleyici olur.
Çünkü Cal kendisini Aron’dan farklı hisseder.
Aron daha saf, idealist ve babasının kolaylıkla sevebildiği bir çocuk gibi görünürken Cal insanlardaki karanlık tarafları daha kolay fark eder.
Bu farklılık zamanla onun zihninde rahatsız edici bir soruya dönüşür:
“Bende yanlış olan bir şey mi var?”
Cal ile Aron arasındaki fark nedir?
Steinbeck kardeşleri başlangıçta birbirine karşıt iki karakter gibi kurar.
Aron dünyayı idealize etmeye eğilimlidir.
İnsanların iyi olduğuna inanmak ister.
Annesi hakkında anlatılan hikâyeye inanır.
Abra’yı olduğu kişi olarak görmekten çok zihninde yarattığı kusursuz görüntüyle sevmeye eğilimlidir.
Cal ise dünyanın daha karanlık tarafını görür.
İnsanların yalan söyleyebileceğini bilir.
Kendisinin de yalan söyleyebildiğini bilir.
Kıskançlığının farkındadır.
Öfkelenebildiğini bilir.
Bu nedenle Cal ilk bakışta kardeşlerin “karanlık” olanı gibi görünür.
Fakat roman ilerledikçe Steinbeck bu ayrımı tersine çevirmeye başlar.
Çünkü Cal’ın karanlığını fark etmesi, aynı zamanda kendisini değiştirebilmesinin başlangıcıdır.
Cal neden babası Adam’ın sevgisini ister?
Cal’ın davranışlarının önemli bölümünde babası Adam’ın sevgisine duyduğu ihtiyaç vardır.
Adam, Aron’a daha kolay yakınlık hisseder.
Aron onun gözünde daha temiz, daha anlaşılır ve daha güvenli bir oğuldur.
Cal ise Adam için daha karmaşıktır.
Bu durum Cal’ın zihninde kardeşler arasında görünmez bir yarış yaratır.
Aslında Cal yalnızca Aron’u kıskanmaz.
Aron’un babasının gözündeki yerini kıskanır.
Bu nokta, Cal’ın hikâyesini amcası Charles’ın geçmişiyle birleştirir.
Yıllar önce Charles da babası Cyrus’un Adam’ı kendisinden daha çok sevdiğine inanmıştır.
Şimdi aynı yara başka bir kuşakta yeniden ortaya çıkmaktadır.
Cal neden kendisini kötü biri olarak görür?
Cal çocukluğundan itibaren kendi davranışlarını gözlemler.
Bazen kardeşine karşı kıskançlık hisseder.
Bazen insanların zayıflıklarını kullanabileceğini fark eder.
Bazen de karşısındaki kişiyi incitmekten bir tür güç duygusu çıkarabileceğini görür.
Onu asıl korkutan ise bu dürtülerin varlığı değildir.
Bu dürtülerin değiştirilemez olduğuna inanma ihtimalidir.
Cal kendisinde gördüğü karanlığı açıklamak ister.
Ve annesi Cathy’nin kim olduğunu öğrendiğinde hazır bir açıklama bulmuş gibi hisseder.
Belki de böyle doğdum.
Cathy Ames gerçeği Cal’ı neden bu kadar sarsar?
Cal annesinin ölmediğini öğrendiğinde yalnızca ailesinin sakladığı bir sırrı keşfetmez.
Kendi kimliği hakkında kurabileceği yeni ve tehlikeli bir hikâye bulur.
Cathy manipülatiftir.
Şiddet uygular.
İnsanları kendi çıkarı için kullanır.
Cal ise kendi içindeki kıskançlığı ve saldırganlığı zaten fark etmektedir.
Bu nedenle annesi hakkındaki gerçek onda şu korkuyu uyandırır:
“Ben de onun gibiyim.”
Burada kötülük, Cal için ahlaki bir davranıştan çok genetik bir miras gibi görünmeye başlar.
Bu düşüncenin sonucu ağırdır.
Eğer kötülük miras alınabiliyorsa, Cal’ın başka biri olmayı istemesinin ne anlamı vardır?
Cal gerçekten Cathy’ye benziyor mu?
Roman Cal ile Cathy arasında bazı bilinçli benzerlikler kurar.
İkisi de insanları gözlemleyebilir.
İkisi de karşısındakinin zayıf noktasını fark edebilir.
İkisi de gerektiğinde manipülatif davranabilir.
Ancak aralarındaki temel fark bu özelliklere sahip olup olmadıkları değildir.
Fark, bu özellikler karşısında ne yaptıklarıdır.
Cal kendi davranışlarından rahatsız olabilir.
Suçluluk hisseder.
Sevilmek ister.
Başka biri olabilmeyi arzular.
Ve kendisini sorgular.
Cathy ise yaşamının büyük bölümünde kendi davranışlarını ahlaki bir dönüşüm problemi olarak görmez.
Bu yüzden Cal ile Cathy arasındaki ilişki romanın temel sorusunu görünür kılar:
Bir insanda karanlık eğilimlerin bulunması ile o eğilimlere teslim olması aynı şey midir?
Cal annesiyle karşılaştığında ne değişir?
Cal, Cathy’nin Salinas’ta Kate adıyla yaşadığını öğrendikten sonra onu gözlemlemeye ve sonunda onunla yüzleşmeye başlar.
Başlangıçta Cathy Cal’ın korkusunun kaynağıdır.
Cal onda kendi geleceğini görebileceğinden endişelenir.
Fakat Cathy’yi gerçekten gördükçe bu görüntü değişir.
Cal annesinin güçlü olduğu kadar korkularla çevrili olduğunu da fark eder.
Kate’in kurduğu dünya dışarıdan kontrol üzerine kurulmuştur; fakat bu kontrolün altında sürekli bir tehdit algısı vardır.
Cal için bu farkındalık önemlidir.
Çünkü annesini şeytani ve yenilmez bir güç olarak görmekten uzaklaşmaya başladığında, onun kendi kaderi olduğu fikrinden de uzaklaşabilir.
Lee, Cal’ın hayatında neden önemlidir?
Cal’ın yalnızca babasıyla veya annesiyle kurduğu ilişkiler onun kimliğini belirlemez.
Lee de hayatındaki en önemli yetişkinlerden biridir.
Lee onu gözlemler.
Onun korkularını anlar.
Onu yalnızca davranışlarıyla yargılamak yerine bu davranışların arkasındaki çatışmayı görmeye çalışır.
Romanın timshel tartışmasını taşıyan kişinin de Lee olması tesadüf değildir.
Çünkü Cal’ın en çok ihtiyaç duyduğu düşünce tam olarak budur:
Geçmişi, ailesi veya dürtüleri onun üzerinde etkili olabilir.
Fakat bunların hiçbiri tek başına son sözü söylemek zorunda değildir.
Cal’ın 15 bin dolarlık hediyesi neden bu kadar önemlidir?
Cal’ın babasına yaklaşık 15 bin dolar vermek istemesi, romanın en önemli sahnelerinden biridir.
Adam’ın ticari girişiminde kaybettiği parayı geri kazandırmak isteyen Cal, Will Hamilton ile birlikte savaş döneminde fasulye ticaretinden para kazanır.
Fakat Cal için bu para yalnızca maddi bir telafi değildir.
Bir sevgi teklifidir.
Bir çeşit kanıttır.
“Bak baba, ben de senin gurur duyabileceğin bir oğul olabilirim.”
Bu nedenle Cal hediyeyi verdiğinde aslında babasına para değil, kendi değerini sunar.
Adam neden Cal’ın parasını kabul etmez?
Adam, paranın savaşın yarattığı ekonomik koşullardan ve yüksek fiyatlardan kazanılmış olmasını ahlaken sorunlu bulur.
Onun açısından mesele Cal’ı reddetmek değildir.
Paranın nasıl kazanıldığıdır.
Fakat Cal bunu bu şekilde yaşayamaz.
Onun için reddedilen para değil, kendisidir.
Dahası Adam, Aron’un seçtiği hayatı ve karakterini örnek gösterdiğinde Cal’ın yıllardır taşıdığı kardeş rekabeti yeniden alevlenir.
Bu sahne romanın Kabil-Habil yapısındaki armağan motifini açık biçimde tekrarlar.
Charles’ın Cyrus’a verdiği pahalı bıçak nasıl beklediği sevgiyi getirmediyse, Cal’ın parası da Adam’dan beklediği onayı getirmez.
Cal neden Aron’u Cathy’nin yanına götürür?
Adam’ın hediyeyi reddetmesinden sonra Cal’ın öfkesi Aron’a yönelir.
Aron annesinin öldüğünü düşünmektedir.
Cal ise gerçeği bilmektedir.
Ve kardeşinin idealize edilmiş dünyasının bu gerçekle karşılaştığında zarar göreceğini de tahmin eder.
Cal’ın Aron’u Cathy’nin yanına götürmesi, romandaki en ağır ahlaki eylemidir.
Çünkü bunu yalnızca gerçeğin ortaya çıkması gerektiğini düşündüğü için yapmaz.
Öfke vardır.
Kıskançlık vardır.
Babası tarafından reddedilmiş olmanın acısını kardeşine yöneltme isteği vardır.
Bu nedenle sahne Cal’ın korktuğu şeye en fazla yaklaştığı andır.
Kendi acısını başka bir insanı incitmek için kullanır.
Cal, Aron’un ölümünden sorumlu mudur?
Bu soruya basit bir “evet” veya “hayır” vermek romanın ahlaki yapısını zayıflatır.
Cal Aron’u öldürmez.
Aron, Cathy hakkındaki gerçeği öğrendikten sonra sarsılır ve kısa süre sonra orduya katılır. Birinci Dünya Savaşı sırasında hayatını kaybeder.
Dolayısıyla Aron’un ölümünün doğrudan faili Cal değildir.
Ancak Cal yaptığı eylemin kardeşinin hayatında yarattığı kırılmanın farkındadır.
Bu nedenle kendisini suçlu hisseder.
Roman açısından önemli olan da hukuki bir sorumluluk hesabından çok bu ahlaki sorumluluk duygusudur.
Cal artık başka bir soru sormak zorundadır:
“Yaptığım en kötü şey, kim olduğumu sonsuza kadar belirler mi?”
Cal neden Kabil’e benzetilir?
Caleb adı bile Kabil çağrışımını destekleyen yapının bir parçasıdır.
Daha önemlisi ise olayların düzenidir.
Bir baba vardır.
İki kardeş vardır.
Birinin armağanı reddedilir.
Reddedilmenin ardından öfke kardeşe yönelir.
Ve kardeş kaybedilir.
Steinbeck’in Kabil-Habil anlatısını Cal ve Aron üzerinden yeniden kurduğu açıktır.
Ancak Cal’ın hikâyesini önemli yapan şey onun Kabil’e benzemesi değildir.
Kabil’in hikâyesinin dışına çıkıp çıkamayacağıdır.
Cal ile Charles arasındaki benzerlik nedir?
Cal’ın yaşadığı olaylar daha önce Charles tarafından da yaşanmıştır.
Charles babası Cyrus’un sevgisini ister.
Adam’ın daha çok sevildiğini düşünür.
Babasına değerli bir armağan verir.
Armağanı beklediği karşılığı görmez.
Öfkesi kardeşine yönelir.
Yıllar sonra Cal aynı örüntünün içine girer.
Bu tekrar Cennetin Doğusu’nun miras fikrini yalnızca biyoloji üzerinden kurmadığını gösterir.
İnsanlar ailelerinden yalnızca fiziksel özellikler almaz.
İlişki biçimleri de miras kalabilir.
Cal’ın gerçek mirası Cathy mi, Charles mı?
Cal uzun süre kötülüğünü annesi Cathy üzerinden açıklamaya çalışır.
Fakat romanın yapısına bakıldığında daha karmaşık bir miras ağı ortaya çıkar.
Cathy’den geldiğine inandığı karanlık vardır.
Charles’ın yaşadığı kardeş kıskançlığını tekrar eder.
Adam’ın ve Cyrus’un oğullar arasında kurduğu dengesiz ilişkiyi yaşar.
Yani Cal’ın mirası tek bir kişiden gelmez.
Bütün bir aile tarihinden gelir.
Bu da romanın “kalıtım” fikrini genişletir.
Miras, kan kadar davranışlarda da yaşar.
Abra, Cal’ı neden farklı görür?
Abra başlangıçta Aron’la ilişkilidir; ancak zamanla Aron’un kendisini olduğu kişi olarak değil, idealize edilmiş bir kadın imgesi olarak sevdiğini fark eder.
Cal ile kurduğu bağ farklıdır.
Cal insanların kusurlarını görebilir.
Kendisinin de kusurlu olduğunu bilir.
Bu nedenle Abra ile ilişkisi kusursuzluk fikrine değil, insanların çelişkilerini kabul edebilme ihtimaline yaklaşır.
Abra’nın Cal’a yakınlaşması romanda önemli bir değişime işaret eder.
Cal yalnızca “karanlık kardeş” değildir.
Bir başkası tarafından görülebilen ve sevilebilen bir insandır.
Cal neden Aron’dan daha umut verici hâle gelir?
Romanın başlangıcındaki değer dağılımı ilerledikçe tersine döner.
Aron daha “iyi” görünen kardeştir.
Cal ise daha problemli.
Fakat Aron kusursuzluk fikrine ihtiyaç duyar.
Cal ise kusurlarla yaşamayı öğrenmek zorundadır.
Aron dünyanın karanlık tarafıyla karşılaştığında bunu taşıyamaz.
Cal karanlığı zaten bilmektedir.
Onun problemi karanlığın varlığını kabul etmek değil, ona rağmen ne yapacağını öğrenmektir.
Steinbeck’in özgür irade fikri açısından ikinci yol daha önemlidir.
Çünkü seçim ancak alternatifler gerçekten mevcut olduğunda anlamlı hâle gelir.
Cal’ın suçluluğu neden önemlidir?
Cal’ın suçluluk duyması yaptığı şeyi otomatik olarak telafi etmez.
Aron geri gelmez.
Adam’ın yaşadığı yıkım ortadan kalkmaz.
Fakat suçluluk Cal’ın Cathy’den ayrıldığı temel noktalardan biri hâline gelir.
Cal yaptığı şeyin sonuçlarını görmek istemektedir.
Kendisini bütünüyle haklı çıkarmaz.
Başka biri olabilme ihtimalini arar.
Bu nedenle roman suçluluğu yalnızca cezalandırıcı bir duygu olarak kullanmaz.
Suçluluk aynı zamanda değişim ihtimalinin kanıtıdır.
Bir insan yaptığı şeyi yanlış olarak görebiliyorsa, bir sonraki davranışını farklı seçme ihtimali de vardır.
Timshel Cal için ne anlama gelir?
Cennetin Doğusunun timshel düşüncesi en somut anlamını Cal’da kazanır.
Lee’nin roman boyunca geliştirdiği “thou mayest” yorumu, insanın günah veya kötülük karşısında başka türlü davranabilme ihtimalini temsil eder.
Cal’ın buna ihtiyacı vardır.
Çünkü hayatının en büyük korkusu şudur:
“Ben böyleyim ve değişemem.”
Timshel bu cümledeki zorunluluğu kırar.
Cal’ın geçmişini değiştirmez.
Cathy’nin oğlu olmasını değiştirmez.
Aron’a yaptığını değiştirmez.
Aron’u geri getirmez.
Fakat geleceğin de aynı hikâyenin devamı olmak zorunda olmadığını söyler.
Adam’ın son sözü neden Cal için önemlidir?
Romanın sonunda Cal suçluluğunun altında ezilmektedir.
Aron ölmüştür.
Adam ağır biçimde sarsılmıştır.
Cal kendisini yaptığı şeyle tanımlamaya hazırdır.
Lee ise Adam’dan oğlunu bu suçluluğun içinde bırakmamasını ister.
Adam’ın Cal’a yönelttiği son söz timshel olur.
Bu an bir beraat kararı değildir.
Adam, Cal’ın yaptığı şeyi yok saymaz.
Onu masum ilan etmez.
Asıl yaptığı şey Cal’ın geleceğini tek bir geçmiş eylemin içine kapatmamaktır.
Cal hâlâ seçim yapmak zorundadır.
Ve tam da bu nedenle hâlâ sorumludur.
Timshel Cal’ı affeder mi?
Hayır; en azından kolay bir anlamda değil.
Timshel “Yaptığın önemli değil” anlamına gelmez.
Tam tersine seçim ihtimali, sorumluluğu artırır.
Eğer Cal gerçekten başka türlü davranabilecekse, yaptıklarından sorumludur.
Ama aynı mantık geleceğe de uygulanır.
Bir kez kötü davranmış olması, bundan sonra da aynı şekilde davranmak zorunda olduğu anlamına gelmez.
Bu nedenle timshel hem ağır hem umutlu bir düşüncedir.
İnsanı kaderden kurtarırken mazeretlerden de mahrum bırakır.
Cal Trask kötü bir karakter mi?
Cal hakkında “iyi” veya “kötü” şeklinde kesin bir hüküm vermek, karakterin romandaki işlevini kaçırır.
Cal kötü şeyler yapabilir.
Özellikle Aron’a annelerinin gerçeğini göstermesi bilinçli biçimde incitici bir eylemdir.
Fakat Steinbeck onu yalnızca yaptığı en kötü eylem üzerinden tanımlamaz.
Cal aynı zamanda sevgi arayan, korkan, pişman olan ve kendisini değiştirmek isteyen bir karakterdir.
Bu çelişki onu romanın özgür irade tartışmasının merkezine yerleştirir.
Çünkü özgür iradenin anlamlı olabilmesi için insanın gerçekten yanlış yapabilme kapasitesinin de bulunması gerekir.
Cal’ın hikâyesi kötülüğün kalıtsal olduğunu reddeder mi?
Roman bu soruya bilimsel bir genetik açıklamayla yaklaşmaz.
“Kötülük geni” gibi bir fikir kurmaz.
Cal’ın korkusu psikolojik ve ahlakidir.
Annesinin davranışlarını öğrendiğinde kendisindeki bazı özelliklerle onun arasında bağ kurar.
Ancak roman ilerledikçe bu bağın kader olmadığı ortaya çıkar.
Cal’ın Cathy’ye benzeyebileceği taraflar vardır.
Ama benzerlik sonuç değildir.
İnsan bir özelliği, eğilimi veya aile örüntüsünü miras alabilir.
Onunla ne yapacağı ise ayrı bir sorudur.
Cal Trask neden Cennetin Doğusu’nun merkezindeki karakterlerden biridir?
Çünkü romanın büyük sorularının çoğu onun üzerinde birleşir.
Kabil-Habil anlatısı.
Aile mirası.
Baba sevgisi.
Cathy’nin kötülüğü.
Aron’un idealizmi.
Suçluluk.
Özgür irade.
Ve timshel.
Cal bu fikirleri teorik olarak tartışmaz.
Onları yaşar.
Bu nedenle romanın felsefi sorusu Cal’ın hayatında somut bir insan sorununa dönüşür:
“Yaptığım şeylerden ve geldiğim aileden daha fazlası olabilir miyim?”
Cal Trask kimdir? Sonuç
Cal Trask, Cennetin Doğusunun “kötü kardeşi” değildir.
Aynı şekilde kolayca kurtarılmış bir kahraman da değildir.
O, kendi içindeki karanlığın farkına varmış bir insandır.
Babasının sevgisini ister.
Kardeşini kıskanır.
Annesine benzediğinden korkar.
Sevgi kazanmak için büyük bir armağan hazırlar.
Reddedildiğinde öfkesini kardeşine yöneltir.
Sonra yaptığı şeyin sonuçlarıyla yaşamak zorunda kalır.
Steinbeck’in Cal üzerinden verdiği en önemli cevap ise onun masum olduğu değildir.
Tam tersine:
Cal sorumludur, çünkü seçebilir.
Geçmişi onu açıklayabilir.
Ailesi onu etkileyebilir.
Cathy’nin oğlu olmak onda korku yaratabilir.
Kabil’in hikâyesini tekrar etmiş olabilir.
Ama bunların hiçbiri hayatının geri kalanını önceden yazmak zorunda değildir.
Bu yüzden Cal’ın hikâyesinin sonunda asıl mesele onun ne yaptığı değil, bundan sonra ne yapacağıdır.
Ve Steinbeck bu soruyu tek bir kelimeyle açık bırakır:
Timshel.




