Bir insan iki kişi arasında kaldığında gerçekten yalnız iki kişiyi mi karşılaştırır?
Yoksa onların yanında mümkün görünen iki farklı hayatı da mı?
Peyami Safa’nın Fatih-Harbiyesinde Neriman’ın Şinasi ile Macit arasında yaşadığı tereddüt çoğu zaman basit bir şemayla anlatılır.
Şinasi Doğu’dur.
Macit Batı’dır.
Neriman da bu iki dünya arasında kalmıştır.
Bu okuma yanlış değildir.
Ama eksiktir.
Çünkü Neriman iki erkeğe baktığında yalnız onların fikirlerini, karakterlerini veya kültürel aidiyetlerini karşılaştırmaz.
Ellerine bakar.
Kıyafetlerine bakar.
Nasıl hareket ettiklerine bakar.
Hangi çevrelere girebildiklerine bakar.
Onların yanında kendisinin nasıl görüneceğini de düşünür.
Bu nedenle Şinasi ile Macit arasındaki farkın içinde başka bir ayrım daha vardır:
İki farklı hayat imkânı.
Neriman gerçekten iki erkeği mi karşılaştırıyor?
Romanın aşk üçgeni ilk bakışta son derece tanıdıktır.
Bir tarafta çocukluğundan beri tanıdığı Şinasi vardır.
Diğer tarafta yeni tanıştığı Macit.
Şinasi tanıdıktır.
Macit yenidir.
Şinasi Neriman’ın zaten içinde bulunduğu çevreye aittir.
Macit ise henüz bütünüyle giremediği başka bir çevrenin parçasıdır.
Bu fark önemlidir.
Çünkü Macit’e yönelmek yalnız yeni bir erkeğe yönelmek değildir.
Onun bulunduğu mekânlara, insanlara, eğlence biçimlerine ve yaşam standartlarına da yaklaşmaktır.
Neriman Macit’i gördüğünde aynı zamanda Macit’in erişebildiği dünyayı görür.
Şinasi’ye baktığında ise kendi geçmişini, mahallesini ve alıştığı hayatı görür.
Roman bunu kendisi de açık biçimde kurar:
İki erkek giderek iki hayat biçiminin taşıyıcısına dönüşür.
Macit neden bu kadar çekici?
Eğer Macit’in cazibesini yalnız “Batılı olmasıyla” açıklarsak Neriman’ın ilgisinin maddi tarafını kaçırırız.
Macit yalnız yeni değildir.
Bakımlıdır.
Şıktır.
Eğlence dünyasına erişebilir.
Balo daveti verebilir.
Neriman’ın Fatih’te gündelik olarak karşılaşmadığı sosyal çevrelere aittir.
Romanın Macit’i çevreleyen ayrıntıları tesadüfen seçilmemiştir.
Onun elleri bile Neriman’ın dikkatini çeker.
Bakımlı parmaklar.
Düzgün tırnaklar.
Bedensel emeğin izlerini taşımayan bir görünüş.
Şinasi’nin elleri ise kemençe çalmanın bıraktığı izlerle hatırlanır.
Bu karşılaştırma küçük görünür.
Oysa romanın sınıfsal dünyasını bir anda açar.
Neriman yalnız iki eli karşılaştırmaz; iki farklı yaşama biçiminin bedende bıraktığı izleri karşılaştırır.
Bir el sınıfı gösterebilir mi?
Elbette bir insanın sınıfını yalnız ellerine bakarak belirleyemeyiz.
Fakat edebiyatta ayrıntılar çoğu zaman biyografiden daha fazlasını taşır.
Macit’in bakımlı ellerinin yanında Şinasi’nin kırık ve yıpranmış tırnaklarının gösterilmesi, Neriman’ın neyi güzel ve medeni saymaya başladığını görünür kılar.
Macit’in eli Neriman için yalnız güzel değildir.
Bakım için zamanın olduğu bir hayatı düşündürür.
Şinasi’nin eli ise başka bir gündelik hayatın izlerini taşır.
Kemençe.
Alaturka musiki.
Fatih.
Tanıdık çevre.
Gösterişsiz yaşam.
Neriman bunları yalnız kültür olarak değil, estetik olarak da değerlendirmeye başlamıştır.
Bu yüzden modernleşme çatışması onun gözünde fikirler arasında gerçekleşmez.
Güzellik ölçüsüne kadar iner.
Hangi el güzel?
Hangi kıyafet güzel?
Hangi sokak güzel?
Hangi dükkân güzel?
Hangi hayat güzel?
Hepsi aynı karşılaştırmanın parçalarıdır.
Macit bir erkekten çok bir giriş bileti mi?
Bu soruyu özellikle sert biçimde sormak gerekiyor.
Çünkü Macit’i yalnız romantik rakip olarak gördüğümüzde romandaki işlevini küçültürüz.
Macit, Neriman’a başka türlü yaşayabileceği fikrini somutlaştırır.
Onun aracılığıyla Beyoğlu soyut bir semt olmaktan çıkar.
Balo gerçek bir ihtimale dönüşür.
Yeni insanlar erişilebilir hâle gelir.
Başka bir sosyal çevrenin kapısı açılır.
Dolayısıyla Macit’in cazibesinde kendisinden daha büyük bir şey vardır.
Macit, Neriman’ın henüz sahip olmadığı sosyal dünyanın erişilebilir olduğunu kanıtlar.
Bu durum aşkı daha karmaşık hâle getirir.
Neriman Macit’i mi ister?
Yoksa Macit’in yanında olabileceği Neriman’ı mı?
İkisini birbirinden tamamen ayırmak mümkün olmayabilir.
Şinasi neden Macit kadar parlak görünmüyor?
Şinasi’nin temel problemi kötü biri olması değildir.
Tam tersine roman onu birçok bakımdan olumlu değerlerle kurar.
Fakat Neriman’ın değişmeye başladığı anda Şinasi’nin temsil ettiği hayat artık ona yeni bir şey vaat etmez.
Şinasi geçmişten gelir.
Neriman onu zaten tanır.
Ailesini bilir.
Çevresini bilir.
Onunla kurulacak hayatın aşağı yukarı nasıl olacağını hayal edebilir.
Macit’in gücü ise tam tersine belirsizliktedir.
Henüz yaşanmamış bir hayatın ihtimalini taşır.
Bu nedenle Şinasi’nin Macit karşısındaki dezavantajı yalnız parasal değildir.
Şinasi bilinen gelecektir; Macit ise henüz bilinmeyen gelecek.
Arzu çoğu zaman bilinmeyene doğru çalışır.
Neriman’ın Macit’e yönelmesini anlamak için bu psikolojik farkı da görmek gerekir.
Ama para gerçekten önemsiz mi?
Değil.
Romanın kültürel tartışması para meselesini zaman zaman gölgede bırakır.
Fakat balo hazırlığı bunu yeniden görünür hâle getirir.
Bir baloya gitmek yalnız karar vermek değildir.
Uygun kıyafet gerekir.
Hazırlık gerekir.
Belirli bir görünüş standardına ulaşmak gerekir.
Ve bunların hepsinin maddi bir karşılığı vardır.
Neriman’ın babası Faiz Bey’in imkânları ile Neriman’ın girmek istediği sosyal çevrenin beklentileri arasında gerilim oluşur.
Bu noktada Harbiye yalnız kültürel olarak başka değildir.
Daha pahalı bir dünyadır.
Dolayısıyla Neriman’ın modernleşme arzusu aynı zamanda maddi imkânlara çarpar.
İnsan istediği hayatı yalnız zihinsel olarak seçemez.
O hayatın ekonomik koşullarına da erişebilmesi gerekir.
Şinasi ile Macit aynı yarışta mı?
Görünürde evet.
İkisi de Neriman’ın ilgisi için karşı karşıya gelir.
Fakat aslında aynı şeyleri sunmazlar.
Şinasi’nin Neriman’la ilişkisinin sermayesi ortak geçmişleridir.
Aynı mahalle.
Aynı musiki dünyası.
Uzun yıllara dayanan yakınlık.
Ailelerin birbirini tanıması.
Macit’in gücü ise başka türden bir sermayedir.
Yeni çevre.
Prestij.
Görünüş.
Hareket.
Tüketim.
Eğlence.
Sosyal farklılık.
Bu nedenle romanın aşk üçgeninde iki erkeğin Neriman’a sunduğu şey eşdeğer değildir.
Şinasi aidiyet sunar; Macit ihtimal.
Ve romanın önemli gerilimlerinden biri, insanın aidiyet ile ihtimal arasında nasıl seçim yaptığıdır.
Macit gerçekten bir karakter mi, yoksa bir sembol mü?
Fatih-Harbiyenin ilginç özelliklerinden biri, bazı karakterlerin temsil ettikleri fikirlerin çok belirgin olmasıdır.
Macit bunun en açık örneklerinden biridir.
Roman onun iç dünyasını Neriman kadar derinlemesine açmaz.
Daha çok Neriman’ın gözünde taşıdığı anlam üzerinden görünür.
Zengin.
Alafranga.
Bakımlı.
Çekici.
Biraz yapay.
Yeni hayatın çevresinde duran biri.
Bu durum Macit’i zaman zaman insandan çok bir işarete yaklaştırır.
Fakat bu, onun anlatısal olarak önemsiz olduğu anlamına gelmez.
Tam tersine:
Macit’in görevi yalnız Neriman’ın âşık olabileceği bir erkek olmak değil, Neriman’ın arzulayabileceği hayatı görünür hâle getirmektir.
Şinasi gerçekten yalnız “Doğu” mu?
Şinasi’yi de yalnızca bir medeniyet etiketiyle okumak karakterin içindeki gerilimleri kaybettirir.
O da gençtir.
Dârülelhan öğrencisidir.
Şehirde yaşamaktadır.
Değişmekte olan aynı İstanbul’un parçasıdır.
Yani Şinasi tarihin dışında kalmış donmuş bir “gelenek” değildir.
Roman onu Doğu’nun olumlu değerlerine yaklaştırırken aynı zamanda modernleşen şehir içinde yaşayan gerçek bir genç adam olarak kurar.
Bu ayrımı korumak gerekir.
Aksi hâlde Fatih’i geçmişe, Harbiye’yi geleceğe koyup romanın kendi karşıtlıklarını daha da sertleştirmiş oluruz.
Şinasi eski dünyanın kalıntısı değil; değişimin başka bir hızında yaşayan biridir.
Peki roman neden Macit’i sınıfsal olarak da farklı kuruyor?
Çünkü kültürel prestij ile ekonomik prestij birbirinden kolayca ayrılmaz.
Neriman’ın “yeni” diye arzuladığı dünyanın güzel dükkânları, bakımlı insanları, baloları ve tüketim biçimleri aynı zamanda belirli maddi koşulların ürünüdür.
Macit bu dünyanın yalnız fikirlerini değil, ekonomik rahatlığını da taşır.
Böylece Batı hayranlığı ile sınıfsal yükselme arzusu birbirine yaklaşır.
Bu noktada Neriman’a haksızlık etmemek gerekir.
Onun hayali yalnız “daha zengin olmak” değildir.
Fakat zenginliğin sağladığı hareket alanı, görünürlük ve çeşitlilik arzusunun içindedir.
Başka türlü giyinebilmek.
Başka mekânlara girebilmek.
Başka insanlarla tanışabilmek.
Kendi geleceğini başka türlü kurabileceğini düşünebilmek.
Para burada yalnız tüketimin değil, seçeneğin de aracıdır.
Rus kızının hikâyesi neden zengin erkek üzerinden kuruluyor?
Romanın Neriman’ın dönüşümünde kullandığı en belirgin araçlardan biri Rus kızının hikâyesidir.
Genç kadın, birlikte olduğu gitarcıdan uzaklaşıp daha zengin bir erkeğe yönelir.
Hikâye trajik biçimde sona erer.
Neriman kendi hayatıyla bu hikâye arasında benzerlik kurar.
Bu benzerlik yalnız “eski sevgiliyi yeni sevgili için terk etmek” değildir.
Aynı zamanda daha parlak ve daha varlıklı görünen bir hayat uğruna tanıdık olandan vazgeçmenin tehlikesi anlatılır.
Roman böylece sınıfsal arzuyu ahlaki bir hikâyenin içine yerleştirir.
Bu çok önemli bir anlatısal hamledir.
Çünkü Neriman’ın başka bir hayat istemesi artık yalnız yanlış bir değerlendirme değil, kötü bir sona götürebilecek seçim gibi sunulur.
Arzunun kendisi giderek ahlaki denetime alınır.
Roman Macit’e adil davranıyor mu?
Bu soru da sorulmalı.
Çünkü romanın terazisi bütünüyle nötr değildir.
Şinasi olumlu kültürel değerlerle desteklenir.
Macit ise giderek yapaylık, yüzeysellik ve samimiyetsizlikle çevrelenir.
Neriman’ın sonunda Şinasi’ye doğru dönmesi için iki erkeğin anlatısal ağırlıkları eşit bırakılmaz.
Başka bir ifadeyle:
Roman Neriman’dan seçim yapmasını ister ama seçenekleri tamamen tarafsız biçimde sunmaz.
Bu, Fatih-Harbiyenin tez romanı tarafını yeniden gösterir.
Şinasi yalnız Neriman’ın seçebileceği erkek değildir.
Romanın doğru bulduğu kültürel çizginin de taşıyıcısıdır.
Macit ise yalnız reddedilecek erkek değildir.
Yanlış modernleşmenin etrafında toplanan işaretlerin önemli bir kısmını üzerinde taşır.
Aşk üçgeninin sonucu böylece daha en başından ideolojik bir ağırlığa sahiptir.
O hâlde Neriman kimi seçiyor?
Bu soruya yalnız “Şinasi’yi” diye cevap vermek artık yetersiz kalıyor.
Çünkü romanın sonunda değişen yalnız erkek tercihi değildir.
Neriman Macit’e yüklediği geleceği sorgular.
Harbiye’ye yüklediği anlam değişir.
Zenginlik, gösteriş ve yenilik arasındaki bağı yeniden değerlendirir.
Şinasi’ye bakışı da bununla birlikte değişir.
Dolayısıyla finalde yaptığı seçim aşk ile kültür arasında gerçekleşmez.
Aşk, sınıf, aidiyet, güvenlik, gelecek ve medeniyet aynı kararın içinde birleşir.
Belki bu nedenle Fatih-Harbiyeyi yalnız romantik bir üçgen olarak okumak eserin asıl gerilimini kaçırır.
Şinasi ve Macit, Neriman’ın karşısında duran iki erkekten çok, onun kendisi için hayal edebildiği iki farklı geleceğin yüzleri hâline gelir.
Şinasi ile Macit arasında gerçekten ne fark var?
Romanın kendi cevabı oldukça nettir.
Birisi eskiyle, yerli olanla ve süreklilikle ilişkilidir.
Diğeri yeniyle, alafranga hayatla ve Batılılaşmanın cazibesiyle.
Fakat bugünden metne biraz daha yakından baktığımızda bu farkın içinde başka çizgiler de görürüz.
Para.
Sosyal statü.
Bedensel görünüş.
Kamusal alana erişim.
Tüketim.
Gelecek ihtimali.
Prestij.
Bu yüzden Şinasi-Macit karşıtlığını yalnız Doğu-Batı olarak okumak doğru ama eksiktir.
Neriman’ın önündeki iki erkek, aynı zamanda sınıfın ve imkânın iki farklı biçimini görünür hâle getirir.
Ve romanın en güncel sorularından biri belki tam burada saklıdır:
Bir insanı mı arzuluyoruz, yoksa onun yanında mümkün görünen hayatı mı?




