Spoiler uyarısı: Bu yazı, Cennetin Doğusu’nun Cathy Ames, Cal ve Aron eksenindeki önemli olaylarını ve romanın son bölümlerini açık biçimde ele almaktadır.
Cathy Ames kimdir? John Steinbeck’in Cennetin Doğusu romanındaki en rahatsız edici sorulardan biri bu karakterin etrafında şekillenir. Cathy yalan söyler, manipüle eder, zarar verir ve başka insanların zayıflıklarını kendi lehine kullanır. Romanın anlatıcısı da daha en başından okuru onun hakkında güçlü bir yargıya yönlendirir: Cathy sıradan bir insan değil, insan biçimindeki bir tür “canavar” gibi tanıtılır.
Fakat Cathy’yi yalnızca “romanın kötü kadını” olarak tanımlamak, Steinbeck’in yarattığı gerilimin önemli bir bölümünü görünmez hâle getirir.
Çünkü Cathy Ames yalnızca kötülüğün temsilcisi değildir. Aynı zamanda kötülüğü nasıl tanımladığımız, bir insanı ne zaman değişmez bir kimliğe hapsettiğimiz ve anlatıcının bir karakter hakkında verdiği hükme ne ölçüde güvenebileceğimiz üzerine kurulmuş rahatsız edici bir edebî problemdir.
Cathy Ames kimdir?
Cathy Ames, romanın Trask ailesine dışarıdan giren fakat sonraki kuşağın kaderini derinden etkileyen karakteridir.
Çocukluğundan itibaren çevresindeki insanları manipüle ettiği anlatılır. Ailesinin ölümüne yol açar, daha sonra farklı kimlikler ve ilişkiler içinde yaşamını sürdürür. Şiddet gördükten sonra Adam ve Charles Trask’ın yaşadığı çiftliğe ulaşır. Adam ona âşık olur ve onunla evlenir.
Adam, Cathy’de kendi kurmak istediği hayatın parçasını görür. Cathy ise Adam’ın ona yüklediği bu anlamı paylaşmaz.
Evliliklerinden sonra California’ya giderler. Cathy hamile kalır, hamileliği sona erdirmeye çalışır fakat başarılı olamaz. Cal ve Aron’u dünyaya getirdikten kısa süre sonra Adam’ı vurur ve aileyi terk eder.
Daha sonra Salinas’ta Kate adıyla yaşamaya başlar.
Bu noktadan sonra Cathy artık yalnızca Adam’ın geçmişindeki kayıp kadın değildir. Trask ailesinin çocuklarından gizlenen karanlık bir aile sırrına dönüşür.
Roman Cathy’yi neden daha baştan “canavar” olarak tanımlar?
Cathy’nin en dikkat çekici özelliklerinden biri, okurun onunla tarafsız biçimde tanışmasına neredeyse hiç izin verilmemesidir.
Anlatıcı daha Cathy’nin hikâyesini anlatmaya başlamadan önce onun insanlardan farklı olabileceği fikrini ortaya atar. Vicdan, iyilik ve empati kapasitesindeki eksiklikler fiziksel bir doğum kusuruna benzetilerek açıklanır.
Bunun sonucu önemlidir.
Okur Cathy’nin davranışlarını henüz ayrıntılı biçimde görmeden önce onun hakkında bir hüküm almıştır.
Cathy daha sonra gerçekten ağır ve yıkıcı eylemlerde bulunur. Ancak burada iki ayrı soru birbirinden ayrılmalıdır:
Cathy kötülük yapıyor mu?
Evet.
Bunun nedeni onun doğuştan ve değişmez biçimde kötü olması mı?
Romanın anlatıcısı bizi bu sonuca doğru yönlendirir; fakat edebî tartışma tam da burada başlar.
Cathy gerçekten doğuştan kötü mü?
Cennetin Doğusu Cathy hakkında oldukça güçlü bir biyolojik kader fikri kurar. Onun davranışları çoğu zaman geçmişte yaşadığı belirli bir olayın sonucu olarak değil, karakterinin başlangıçtan itibaren var olan bir özelliği gibi sunulur.
Bu nedenle Cathy, romanın özgür irade tartışması açısından özel bir problem yaratır.
Çünkü roman başka karakterlere tekrar tekrar değişebilme ihtimali tanırken Cathy çoğu zaman bu ihtimalin dışında bırakılmış gibidir.
Cal kendi içindeki karanlıktan korkabilir ama başka türlü davranmayı seçebilir.
Adam yanılabilir fakat değişebilir.
Charles kıskançlığın içinde şekillenebilir ama yalnızca tek bir etikete indirgenmez.
Cathy ise anlatının önemli bölümünde sanki kötülüğün kendisiymiş gibi sunulur.
Bu farklılık, karakter üzerine yapılan çağdaş okumaların da temel meselelerinden biridir.
Soru Cathy’nin eylemlerini aklamak değildir.
Soru şudur:
Roman bir insanın yaptığı kötülüklerle o insanın bütün kimliğini aynı şey hâline mi getiriyor?
Cathy Ames ile Kate arasındaki fark nedir?
Cathy’nin Salinas’a giderek Kate adını kullanmaya başlaması basit bir isim değişikliği değildir.
Roman boyunca kimlik Cathy için sabit bir şey olmaktan çok kullanılabilecek bir araç gibidir.
İnsanların görmek istediği kişiye dönüşebilir.
Masum olabilir.
Çaresiz olabilir.
İtaatkâr görünebilir.
Güvenilir biri izlenimi verebilir.
Kate kimliği ise Cathy’nin artık başkalarının ona biçtiği role uyum sağlamaktan çok kendi düzenini kurduğu dönemi temsil eder.
Faye’in işlettiği genelevde önce güven kazanır. Faye onu neredeyse bir kızı gibi görmeye başlar. Cathy bu yakınlığı ve güveni kullanır; zamanla Faye’in ölümünü planlar ve işletmenin kontrolünü ele geçirir.
Böylece Cathy’den Kate’e geçiş, yalnızca saklanma girişimi değildir.
Kimliğin yeniden kurulmasıdır.
Cathy neden insanları kontrol etmek ister?
Cathy’nin davranışlarında tekrar eden en güçlü motiflerden biri kontroldür.
İnsanların sevgisiyle ilgilenmekten çok onların nasıl çalıştığını anlamakla ilgilenir.
Neden utanırlar?
Neden korkarlar?
Neyi gizlemek isterler?
Nerede zayıflarlar?
Bu bilgiyi elde ettiğinde ilişkiyi karşılıklı bir bağ olarak değil, kullanılabilecek bir güç ilişkisi olarak görür.
Kate olarak işlettiği yerde güçlü ve saygın erkeklerin gizli davranışlarını kaydetmesi ve daha sonra bu bilgileri onlar üzerinde baskı aracı olarak kullanabilmesi bu mantığın en açık örneklerinden biridir.
Cathy için başka insanların sırları, onların üzerinde kurulabilecek bir iktidar biçimine dönüşür.
Bu nedenle Cathy’nin kötülüğü yalnızca fiziksel şiddetle açıklanamaz.
Onun asıl gücü, başka insanların kendileri hakkında saklamak istedikleri şeyleri görebilmesidir.
Cathy Ames bir femme fatale karakteri mi?
Cathy birçok açıdan klasik femme fatale geleneğiyle ilişkilendirilebilir.
Güzelliğini kullanır.
Erkeklerin arzularını fark eder.
Onların kendisi hakkındaki beklentilerini kendi lehine çevirebilir.
Cinsellik ve güç arasında bilinçli bir ilişki kurar.
Ancak Cathy’yi yalnızca “tehlikeli kadın” kalıbına yerleştirmek de eksik kalır.
Çünkü romanın kadın karakterlere nasıl farklı ahlaki roller dağıttığı ayrıca önemlidir. Cathy’nin yanında Abra gibi daha şefkatli ve ilişki kurabilen kadın karakterlerin bulunması, Cathy’nin “normal kadınlık”tan sapmasının onun kötülüğüyle ne ölçüde ilişkilendirildiği sorusunu ortaya çıkarır.
Bu nedenle bazı eleştirel okumalar Cathy’nin yalnızca kötülüğü değil, toplumsal kadınlık beklentilerine uymayan kadının nasıl “canavarlaştırılabileceğini” de görünür hâle getirdiğini savunur.
Bu yorum Cathy’nin yaptığı kötülükleri ortadan kaldırmaz.
Fakat karakterin nasıl temsil edildiğini anlamak için ikinci bir okuma katmanı açar.
Adam Trask Cathy’de ne görüyor?
Adam ile Cathy arasındaki ilişkinin trajedisi, iki karakterin birbirini çok farklı biçimde görmesidir.
Adam Cathy’yi olduğu kişi olarak görmekten çok, onun üzerine kendi idealini yerleştirir.
Yeni bir hayat kuracaktır.
California’da kendi Eden’ını yaratacaktır.
Cathy bu rüyanın içinde eşi olacaktır.
Fakat Cathy bu hikâyenin parçası olmak istemez.
Adam’ın yanılgısı yalnızca Cathy’nin karanlık yönlerini görememesi değildir. Daha temel bir hata yapar: Cathy’nin kendisini nasıl tanımladığını dinlemek yerine ona kendi tasarladığı kimliği verir.
Böylece ilişkileri sevgi ile sahiplenme arasındaki sınırı da görünür hâle getirir.
Adam Cathy’yi sever.
Ama uzun süre Cathy’yi gerçekten göremez.
Cathy neden Cal için bu kadar önemlidir?
Cathy’nin romandaki en önemli işlevlerinden biri Cal’ın kendisi hakkındaki korkusunu biçimlendirmesidir.
Cal annesinin kim olduğunu öğrendiğinde mesele yalnızca ailesinin sakladığı bir sırrı keşfetmesi değildir.
Daha büyük bir soru ortaya çıkar:
“Onun oğluysam ben de onun gibi miyim?”
Cal kendisindeki kıskançlığı, öfkeyi ve başkalarını incitebilme kapasitesini fark eder. Bunları annesinin davranışlarıyla ilişkilendirmeye başladığında kötülüğün kalıtsal olabileceğinden korkar.
Cathy böylece Cal için yalnızca annesi değildir.
Kendisinin dönüşebileceği kişinin korkutucu bir görüntüsüdür.
Cal annesine benzediğini düşünüyor mu?
Evet; fakat romanın en önemli ayrımlarından biri burada ortaya çıkar.
Cal ile Cathy arasında bazı benzerlikler vardır.
İkisi de insanları gözlemleyebilir.
İkisi de başkalarının zayıflıklarını fark edebilir.
Cal da öfkelendiğinde zarar verebilir.
Fakat Cal’ın Cathy’den ayrıldığı temel nokta, kendi davranışlarından rahatsız olabilmesidir.
Cal suçluluk hisseder.
Kendisini sorgular.
Başka türlü biri olmak ister.
Bu nedenle romanın Cal üzerinden söylediği şey son derece önemlidir:
Bir insanın karanlığı görebilmesi, o karanlığa teslim olmak zorunda olduğu anlamına gelmez.
Cal ile Cathy’nin karşılaşması neden önemli?
Cal annesinin yaşadığını öğrendikten sonra onu gözlemlemeye başlar ve sonunda Cathy ile yüzleşir.
Bu karşılaşma romanın kötülük ve miras tartışması açısından temel sahnelerinden biridir.
Cathy Cal’a birbirlerine benzediğini düşündürmeye çalışır.
Cal ise annesini gözlemledikçe önemli bir fark keşfeder.
Daha önce korktuğu şey Cathy’nin gücüydü.
Şimdi onun korkularını da görmeye başlar.
Cathy artık yalnızca her şeyi kontrol eden karanlık bir figür değildir.
Korkabilen, yaşlanan ve kendi kurduğu sistemin içinde giderek daha fazla sıkışan bir insan hâline gelir.
Bu farkındalık Cal’ın annesinin kaderini kendi kaderi olarak görmekten uzaklaşabilmesi açısından önemlidir.
Cathy’nin anneliği neden romanın en rahatsız edici alanlarından biridir?
Cathy’nin Cal ve Aron’la ilişkisi geleneksel annelik anlatısının neredeyse tam tersidir.
Çocuklarını istemez.
Onlarla bağ kurmak istemez.
Doğumdan kısa süre sonra onları terk eder.
Roman bu davranışı Cathy’nin genel “doğaya aykırılığı” fikrini güçlendirmek için de kullanır.
Burada önemli bir eleştirel nokta vardır.
Bir kadının anneliği reddetmesi ile Cathy’nin şiddet, manipülasyon ve cinayetleri aynı ahlaki düzlemde değildir.
Fakat romanın anlatımı zaman zaman bunları aynı karanlık karakterizasyonun parçaları hâline getirir.
Bu yüzden Cathy’nin çağdaş okumaları yalnızca “iyi anne / kötü anne” karşıtlığına dayanamaz.
Asıl mesele, annelik rolünün karakter hakkındaki ahlaki yargıyı nasıl güçlendirdiğini de fark etmektir.
Aron neden Cathy gerçeğini kaldıramaz?
Cal ve Aron, anneleriyle ilgili gerçeğe tamamen farklı biçimlerde tepki verir.
Cal gerçeği araştırır.
Aron ise hayatını daha idealize edilmiş bir dünya görüşü içinde sürdürür.
İnsanları iyi ve kötü olarak ayırmaya daha yatkındır. Annesinin öldüğünü düşünerek büyümüştür ve ailesi hakkındaki bazı gerçeklerden özellikle korunmuştur.
Cal öfke ve reddedilmenin etkisiyle Aron’u Cathy’nin yanına götürdüğünde yalnızca bir aile sırrını açıklamaz.
Aron’un dünyayı anlamlandırma biçimini parçalar.
Onun için Cathy’nin kimliği, annesi hakkındaki gerçeğin ötesinde bir şeydir.
İyi olduğuna inanmak istediği dünyanın düşündüğü kadar temiz olmadığının kanıtıdır.
Cathy neden Aron’un tepkisinden etkilenir?
Romanın dikkat çekici anlarından biri, Cathy’nin Aron’la karşılaşmasının onda yarattığı etkidir.
Cathy hayatı boyunca başka insanların korkularını ve zayıflıklarını kullanabilmiştir.
Fakat kendi oğlunun onu gördüğünde verdiği tepki farklıdır.
Aron’un dehşeti, Cathy’nin kontrol edebildiği türden bir ilişki değildir.
Bu karşılaşmadan sonra Cathy’nin kendi yaşamına son vermesi, karakterin başlangıçta verilen tamamen değişmez “canavar” imgesini en azından yeniden düşünmeye açar.
Çünkü eğer Cathy hiçbir bağ, korku veya kırılganlık taşımayan bir varlık olsaydı Aron’un tepkisinin onun üzerinde neden bu kadar büyük bir etkisi olduğu sorusu cevapsız kalırdı.
Cathy ile kötülük arasındaki ilişki nedir?
Cathy romandaki kötülüğün en görünür yüzüdür.
Fakat Cennetin Doğusu kötülüğü yalnızca Cathy’ye bırakmaz.
Charles şiddet uygular.
Cal öfkeyle Aron’a zarar verir.
Adam çocukları arasında farkında olarak ya da olmayarak ayrım yaratır.
Toplumun saygın erkekleri gizli hayatlarında başka yüzler gösterebilir.
Bu açıdan Cathy’nin önemli bir işlevi vardır:
Başkalarının sakladığı karanlığı görünür kılar.
Belki de bu nedenle Cathy’nin işlettiği yer yalnızca ahlaki çöküşün mekânı değildir. Aynı zamanda Salinas’ın saygın yüzünün arkasındaki ikiyüzlülüğün toplandığı bir odadır.
Cathy ile timshel arasında nasıl bir ilişki var?
Cathy, romanın timshel düşüncesinin en zor sınavlarından biridir.
Eğer insan başka türlü davranmayı seçebiliyorsa Cathy neden değişmez?
Eğer kötülük zorunlu değilse Cathy’nin anlatıcı tarafından doğuştan kötülüğe yatkın biri gibi sunulması nasıl açıklanabilir?
Roman bu çelişkiyi tamamen çözmez.
Fakat Cathy ile Cal arasındaki fark üzerinden önemli bir ayrım kurar.
Cathy kendi davranışlarını değiştirme ihtiyacını kabul etmez.
Cal ise kendi içindeki karanlığı fark eder ve bundan korkar.
Timshel düşüncesi tam da burada devreye girer:
İnsanı ahlaki yapan şey yalnızca içinde kötülük bulunmaması değildir.
Kötülük yapabilme kapasitesi karşısında ne yaptığıdır.
Cathy psikopat mı?
Cathy Ames hakkında internette sıkça “psikopat” veya “sosyopat” gibi tanımlar kullanılır.
Ancak bunlar karakter üzerine yapılmış edebî yorumlarla klinik tanıları birbirine karıştırır.
Steinbeck Cathy’yi güçlü biçimde empati eksikliği, manipülasyon, şiddet ve kontrol davranışlarıyla yazar. Fakat Cathy kurmaca bir karakterdir ve roman psikiyatrik bir vaka incelemesi değildir.
Bu nedenle karakteri modern bir klinik tanıya yerleştirmek yerine metnin kendi sorusunu takip etmek daha anlamlıdır:
Steinbeck neden Cathy’yi insanla canavar arasındaki sınırda anlatmayı seçmiştir?
Bu soru hem romanın kötülük anlayışını hem de Cathy hakkında kurulmuş anlatıcı bakışını daha fazla açar.
Cathy Ames neden Cennetin Doğusu’nun en tartışmalı karakterlerinden biridir?
Çünkü Cathy iki farklı okumayı aynı anda mümkün kılar.
İlk okumada o, romanın bilinçli kötülük figürüdür.
Manipüle eder.
Öldürür.
İnsanları araç olarak kullanır.
Gücü, şantajı ve korkuyu ilişki kurmanın yerine koyar.
İkinci okumada ise Cathy’nin nasıl anlatıldığı da incelemenin konusu hâline gelir.
Neden anlatıcı onu daha hikâyesi başlamadan “canavar” olarak tanımlar?
Neden onun anneliği reddetmesi karakterin kötülüğünü kanıtlayan unsurlardan biri hâline gelir?
Neden diğer karakterlere tanınan değişim ve çelişki alanı ona daha az tanınır?
Ve eğer Cathy bütünüyle insanlık dışıysa, hayatının sonundaki korku, kırılganlık ve yok olma arzusu nasıl okunmalıdır?
Bu sorular Cathy’nin davranışlarını haklı çıkarmaz.
Ama iyi bir karakter incelemesinin amacı zaten karakteri beraat ettirmek ya da mahkûm etmek değildir.
Metnin onu nasıl kurduğunu anlamaktır.
Cathy Ames kimdir? Sonuç
Cathy Ames, Cennetin Doğusunda yalnızca kötü karakter değildir.
O, Steinbeck’in insan doğası üzerine kurduğu deneyin en uç noktalarından biridir.
Roman Cathy üzerinden kötülüğün doğuştan gelip gelemeyeceğini sorar.
Kate kimliği üzerinden insanın kendisini yeniden yaratıp yaratamayacağını gösterir.
Adam üzerinden başkasına ideal bir kimlik yüklemenin körlüğünü anlatır.
Cal üzerinden kötülüğün miras alınıp alınamayacağı korkusunu büyütür.
Aron üzerinden ise insanların gerçeği kaldırabilme kapasitesinin aynı olmadığını gösterir.
Fakat Cathy hakkında belki de en ilginç soru şudur:
Onu bir canavar olarak mı görüyoruz, yoksa roman bize onu daha en başından bir canavar olarak görmeyi mi öğretiyor?
Cennetin Doğusu bu iki ihtimal arasındaki gerilimi tamamen ortadan kaldırmaz.
Cathy Ames’in hâlâ tartışılmasının nedeni de tam olarak budur.




