Timshel ne demek? John Steinbeck’in Cennetin Doğusu romanını okuyanların karşısına çıkan bu kelime, zamanla romanın kendisinden bile bağımsız biçimde özgür iradeyle özdeşleşmiştir. Fakat “timshel = seçebilirsin” demek, hem İbranice metni hem de Steinbeck’in yaptığı edebî hamleyi fazla basitleştirir.
Çünkü timshel, romanda yalnızca yabancı bir sözcük değildir. Steinbeck onu insanın geçmişi, ailesi, karakteri ve karanlık eğilimleri tarafından ne ölçüde belirlendiğini tartışmak için kullanır. Cennetin Doğusu boyunca tekrar tekrar sorulan temel soru da buraya çıkar: İnsan kendisine miras kalan hikâyeyi sürdürmek zorunda mıdır, yoksa başka türlü davranabilir mi?
Timshel ne demek?
Kelimenin kaynağı Eski Ahit’in Yaratılış kitabındaki Kabil ve Habil anlatısıdır. Yaratılış 4:7’de Tanrı, kardeşi Habil’e karşı öfke duyan Kabil’i günah konusunda uyarır. İbranice metnin sonunda תִּמְשָׁל biçimi yer alır.
Bu sözcük, İbranicedeki māšal fiilinden gelir. Fiilin temel anlam alanı “hükmetmek”, “yönetmek”, “egemen olmak”tır. Dolayısıyla sözcüğün doğrudan ve tartışmasız karşılığının “seçebilirsin” olduğunu söylemek doğru değildir.
Asıl önemli olan, Steinbeck’in bu dilsel noktayı Cennetin Doğusu içinde nasıl yorumladığıdır.
Steinbeck neden tek bir kelimeye bu kadar önem verir?
Cennetin Doğusu, Kabil ile Habil hikâyesini yalnızca hatırlatan bir roman değildir. Steinbeck bu anlatıyı farklı kuşaklarda yeniden kurar. Charles ile Adam Trask arasındaki kardeşlik ilişkisi ilk büyük yankıyı oluştururken, Cal ile Aron Trask arasındaki ilişki aynı çatışmayı sonraki kuşakta yeniden üretir.
Her iki ilişkide de sevgi, kıskançlık, reddedilme ve babanın onayı belirleyici hâle gelir. Bir kardeş kabul edildiğini düşünürken diğeri kendisini dışarıda hisseder. Böylece Kabil’in hikâyesi uzak bir kutsal metin olmaktan çıkar ve aile içindeki son derece insani bir soruya dönüşür:
Sevilmediğini düşünen insan, bunun sonucunda yaptığı kötülüklerden sorumlu mudur?
Steinbeck için timshel tam da bu noktada önem kazanır.
Lee’nin “timshel” yorumu nedir?
Romanda kelimenin anlamını tartışmaya açan kişi Lee’dir. Samuel Hamilton ve Adam Trask ile yapılan konuşmalarda Kabil-Habil anlatısındaki farklı çeviriler üzerinde durulur. Bazı çeviriler ayeti insanın günaha hâkim olmasını emreden bir buyruk gibi verirken, başka yorumlar bunu gelecekte gerçekleşecek bir durum gibi aktarır.
Lee ise uzun araştırmasının ardından “thou mayest” yorumuna ulaşır. Steinbeck’in romanındaki düşünsel kırılma buradadır.
Bu yorum, insana ne kesin bir zafer vaat eder ne de ona değişmez bir emir verir. Bunun yerine bir ihtimal alanı açar: İnsan kötülüğün karşısında başka türlü davranabilir.
Bu nedenle timshel, Cennetin Doğusu içerisinde sözlük anlamından daha geniş bir edebî ve ahlaki anlam kazanır.
“Timshel seçebilirsin demektir” demek neden eksik?
Roman hakkında yapılan popüler yorumlarda timshel sıklıkla doğrudan “seçebilirsin” şeklinde çevrilir. Bu ifade Steinbeck’in anlatmak istediği fikri özetlemek açısından kullanışlıdır; fakat dilbilimsel olarak kelimenin birebir karşılığı değildir.
İbranice metindeki fiil “yönetmek” ya da “hükmetmek” anlam alanındadır. Steinbeck’in yaptığı şey, bu sözcük üzerinden bir özgür irade yorumu geliştirmektir.
Dolayısıyla iki ayrı düzeyi birbirinden ayırmak gerekir:
İbranice metin düzeyinde: sözcük günah üzerinde hükmetme ya da ona egemen olma fikriyle ilişkilidir.
Steinbeck’in romanı düzeyinde: Lee’nin “thou mayest” yorumu, insanın iyi ile kötü arasında seçim yapabilme ihtimalinin simgesine dönüşür.
Bu ayrım timshel kavramını zayıflatmaz. Tam tersine, Steinbeck’in yaptığı edebî müdahaleyi daha görünür kılar.
Kabil ve Habil anlatısı neden timshel için önemli?
Kabil’in hikâyesi yalnızca bir kardeşin diğerini öldürmesinin hikâyesi değildir. Aynı zamanda reddedilme karşısında insanın ne yaptığıyla ilgilidir.
Kabil’in sunusu kabul edilmezken Habil’inki kabul edilir. Bunun ardından kıskançlık, öfke ve şiddet gelir. Steinbeck bu yapıyı Trask ailesine taşıyarak aynı ahlaki problemi modern bir aile hikâyesinin içine yerleştirir.
Charles ile Adam arasındaki çatışma, ardından Cal ile Aron’un ilişkisi, aynı sorunun farklı biçimlerde yeniden ortaya çıkmasını sağlar. Ancak Steinbeck tekrarın zorunlu olduğunu söylemez.
Tam tersine, romanın en önemli gerilimi şudur: Bir hikâyenin tekrar etmesi, onun sonsuza kadar tekrar etmek zorunda olduğu anlamına gelir mi?
Cal Trask için timshel ne ifade eder?
Timshel düşüncesinin gerçek ağırlığı özellikle Cal Trask üzerinde hissedilir.
Cal kendisindeki karanlık tarafı fark eder. Annesi Cathy hakkında öğrendikleri bu korkuyu daha da büyütür. Kötülüğün kalıtsal olabileceği ve kendisinin de annesinin devamı olduğu düşüncesi onu rahatsız eder.
Bu noktada Cennetin Doğusu yalnızca “iyi insan-kötü insan” ayrımından uzaklaşır. Asıl mesele, insanın kendi içindeki karanlığı fark ettikten sonra ne yaptığıdır.
Cal’ın sorusu şuna dönüşür:
“İçimde kötülük varsa kötü olmak zorunda mıyım?”
Timshel bu soruya basit bir “hayır” cevabı vermez. Daha zor bir cevap verir: Seçimin vardır ve bu nedenle sorumluluğun da vardır.
Özgür irade neden romanın merkezindedir?
Steinbeck’in karakterleri boşlukta yaşamaz. Aileleri, geçmişleri, ekonomik koşullar, kıskançlıklar, ebeveynlerin davranışları ve kuşaklar boyunca taşınan yaralar onların hayatlarını şekillendirir.
Bu nedenle Cennetin Doğusu özgür iradeyi sınırsız bir bağımsızlık olarak sunmaz.
İnsan geçmişinden tamamen kurtulamaz. Ancak geçmişin varlığı ile geçmişin insanı bütünüyle belirlemesi aynı şey değildir.
Romanın en güçlü düşüncelerinden biri tam burada ortaya çıkar: İnsan kendisine verilen koşulları seçemeyebilir; fakat o koşullar karşısında ne yapacağını seçme ihtimaline sahip olabilir.
Timshel, bu ihtimalin romandaki adıdır.
Timshel kader fikrine karşı mı çıkar?
Bir bakıma evet; fakat Steinbeck kaderi tamamen ortadan kaldırmaz.
Trask ailesindeki tekrarlar, roman boyunca insanın geçmiş tarafından güçlü biçimde biçimlendirildiğini gösterir. Babalar oğulları üzerinde iz bırakır, kardeşler eski çatışmaları yeniden yaşar ve sevgi ihtiyacı kuşaktan kuşağa farklı biçimlerde ortaya çıkar.
Bu yapı ilk bakışta karakterlerin aynı hikâyeyi yaşamaya mahkûm olduğu izlenimini yaratabilir.
Fakat timshel bu döngüye küçük ama belirleyici bir açıklık getirir.
Geçmiş bir eğilim yaratabilir; zorunluluk yaratmak zorunda değildir.
İşte bu nedenle romanda özgür irade, koşullardan bağımsız olabilmek değil, koşulların içinden başka bir davranış ihtimali üretebilmek anlamına gelir.
Natüralizm ile timshel arasında bir çelişki var mı?
Steinbeck’in edebiyatında çevre, ekonomik koşullar, aile ve biyolojik miras insan davranışını güçlü biçimde etkiler. Bu özellikler onu Amerikan natüralizmiyle ilişkilendiren önemli unsurlardır.
Natüralist bakış, insanın davranışlarının yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamayacağını vurgular. İnsan; çevresinin, geçmişinin ve maddi koşullarının ürünüdür.
Cennetin Doğusu ise bu düşünceyi tamamen reddetmeden ona bir soru ekler:
Bütün bunlar bizi etkiliyorsa, yine de küçük bir seçim alanımız kalabilir mi?
Timshel bu açıdan romanın natüralist damarını yok eden değil, onunla gerilim kuran kavramdır.
İnsan bütünüyle özgür değildir; fakat bütünüyle belirlenmiş de olmayabilir.
Lee neden timshel tartışmasının merkezindedir?
Steinbeck’in bu düşünceyi Lee aracılığıyla kurması da önemlidir. Lee, romanda yalnızca Trask ailesinin yanında çalışan yardımcı bir karakter değildir. Hikâyenin felsefi ve yorumlayıcı merkezlerinden biridir.
Kutsal metindeki tek bir kelimenin anlamını araştırması, romanın genel okuma biçimini de yansıtır: Büyük ahlaki sorunların cevabı her zaman ilk bakışta göründüğü kadar kesin değildir.
Lee’nin timshel yorumu insanı edilgenlikten çıkarır. Eğer kötülük kaçınılmaz kaderse ahlaki sorumluluğun anlamı azalır. Eğer iyilik yalnızca emredilen bir davranışsa seçim yine sınırlanır.
“Thou mayest” yorumu ise insanı kararın ortasında bırakır.
Bu yüzden timshel rahatlatıcı olduğu kadar ağır bir fikirdir.
Timshel neden yalnızca “iyi olmayı seçmek” değildir?
Romanın en kolay yanlış okunabilecek noktalarından biri budur.
Timshel, “her insan istediği anda iyi olabilir” şeklinde iyimser bir slogan değildir. Steinbeck’in karakterleri travma, kıskançlık, şiddet, aile baskısı ve kendi kişiliklerinin sınırları içinde hareket eder.
Seçim ihtimali vardır; fakat seçim kolay değildir.
Dahası, özgür irade beraberinde sorumluluk getirir. Eğer insan başka türlü davranabilme ihtimaline sahipse yaptığı şeyleri yalnızca geçmişine, ailesine veya yaradılışına yükleyemez.
Bu nedenle timshel aslında romanın en sert fikirlerinden birini taşır:
Geçmişiniz sizi açıklayabilir; fakat her zaman sizi mazur göstermez.
Cathy Ames timshel düşüncesinin neresinde durur?
Cathy Ames romanın kötülük tartışmasının en uç karakteridir. Anlatıcı onu daha ilk aşamalardan itibaren “canavarlık” fikriyle çerçeveler ve Cathy’nin davranışları da okurun bu yargısını güçlendirecek kadar yıkıcıdır.
Ancak karakteri yalnızca “doğuştan kötü insan” etiketiyle açıklamak romanın tartışmasını daraltır. Cathy üzerine yapılan çağdaş akademik çalışmalar da anlatıcının onu nasıl çerçevelediğini ve karakterin kimliğinin bundan daha karmaşık olup olmadığını yeniden sorgulamıştır.
Timshel açısından önemli olan Cathy’nin teşhis edilmesi değil, Cal’ın kendisini onun üzerinden tanımlamasıdır.
Cal, annesindeki karanlığın kendi içinde de bulunduğundan korkar. Böylece Cathy yalnızca bir karakter değil, Cal’ın “Ben de böyle olmak zorunda mıyım?” sorusunun kaynağı hâline gelir.
Timshel bu korkunun karşısına kalıtımdan daha güçlü olduğu garanti edilen bir iyilik koymaz. Yalnızca kalıtımın son söz olmayabileceğini söyler.
Steinbeck’in “timshel” yorumu dilbilimsel olarak doğru mu?
Burada edebî yorum ile dilbilimsel çeviriyi birbirinden ayırmak gerekir.
Yaratılış 4:7’deki İbranice timšāl biçimi, “hükmetmek” veya “yönetmek” anlamındaki fiilden gelir. Bu nedenle Steinbeck’in romanda öne çıkardığı “thou mayest” ifadesini kelimenin tartışmasız ve birebir sözlük çevirisi olarak sunmak doğru değildir.
Fakat Cennetin Doğusu bir İbranice dilbilgisi çalışması değildir.
Steinbeck bu çeviri tartışmasını romanın ahlaki mimarisini kurmak için kullanır. Dolayısıyla timshel’in edebî önemi, kelimenin tek “doğru” çevirisini bulmuş olmasından değil, Steinbeck’in onun üzerinden insan özgürlüğü hakkında güçlü bir düşünce üretmiş olmasından kaynaklanır.
Timshel neden Cennetin Doğusu’nun anahtar kelimesidir?
Çünkü romanın neredeyse bütün büyük karşıtlıkları bu kelimede buluşur:
Aile mirası ile bireysel kimlik.
Kader ile özgür irade.
Kabil ile Habil.
Cal ile Aron.
Kötülük ile sorumluluk.
Geçmiş ile gelecek.
Cennetin Doğusu boyunca karakterler kendilerinden önce başlayan hikâyelerin içine doğarlar. Fakat timshel, o hikâyelerin sonunu değiştirebilme ihtimalini temsil eder.
Bu nedenle kelimenin gücü “Her şeyi değiştirebilirsin” gibi sınırsız bir özgürlük vaadinde değildir.
Daha mütevazı ve daha insani bir ihtimal sunar:
Aynı hikâyeyi sürdürmek zorunda olmayabilirsin.
Timshel bugün neden hâlâ etkileyici?
Çünkü Steinbeck’in sorusu yalnızca Cal Trask’a ait değildir.
İnsanlar ailelerinden davranışlar, korkular, beklentiler ve yaralar devralırlar. İçine doğdukları toplumları, geçmişte yaşanan olayları ya da kendilerine yapılanları seçmezler.
Fakat hayatın belirli anlarında başka bir soru ortaya çıkar:
Bana verilenlerle ne yapacağım?
Timshel’in kalıcı gücü tam burada yatar.
Steinbeck, insanın geçmişini silebileceğini söylemez. Geçmişin insan üzerindeki etkisini de küçümsemez. Fakat insanı kendi hikâyesinin tamamen pasif bir sonucu olarak görmeyi reddeder.
İnsan belirlenir.
İnsan yaralanır.
İnsan tekrar eder.
Ama belki bir noktada başka türlü davranabilir.
Timshel ne demek? Sonuç
Timshel’i yalnızca “seçebilirsin” diye çevirmek kolaydır; fakat Cennetin Doğusu içindeki anlamı bundan daha geniştir.
İbranice sözcük günaha hükmetme fikrinden gelir. Steinbeck ise Lee’nin “thou mayest” yorumu aracılığıyla bu kelimeyi özgür iradenin, ahlaki sorumluluğun ve kuşaklar boyunca tekrar eden hikâyeleri kırabilme ihtimalinin simgesine dönüştürür.
Bu yüzden timshel, romanın okura verdiği hazır bir cevap değildir.
Bir sorudur:
Geçmişiniz sizi buraya getirmiş olabilir. Peki bundan sonra ne yapacaksınız?
Cennetin Doğusu bu sorunun cevabını bizim yerimize vermez.
Belki de timshel’in anlamı tam olarak budur.




